Türkiye’nin Ermeni değil emperyalizm sorunu vardır...

Yazar ve gazetecilerimiz, hakşinas, şeffaf düşünen, doğrucu insanlardır.. Onun için; 24 Nisan 1915’te Ermeni asıllı Osmanlı Milletvekili Zohrab dâhil, tutuklanan öldürülen Ermenileri görmek gerekmektedir. 1.200.000 Ermeni’den 800.000’ini tehcire tabi tutan eylemin yanlışlığını kabul etmek gerekmektedir..

Tarihe, Ermenileri bir maşa gibi kullanan emperyalist devletler tarafından bakınca durum böyle görülmektedir.. Artık yapılması gereken iş de tektir: çarpıcı gerçeği kabullenip, özür dilemek..

Saflığın ya da zihin dünyasında insanlık düşmanlarının esiri olmanın bundan daha vahim örneği var mıdır?

24 Nisan 1915 tarihine niçin tek yönlü bakmak zorundayız? Bu tarihte Çanakkale’ye saldırının üstünden 34 gün geçmiştir. Ertesi gün (25 Nisan 1915), yoğun bir çıkartma başlayacak, kara-deniz-hava, deniz altı, kara altı (lâğım) saldırıları göz açtırmamacasına devam edecektir. 24 Aralık 1914 Sarıkamış afetinden sonra, kuzeyden Rus elbiseli on binlerce Ermeni ile Rus, perişanlaşmış Osmanlı Ordusunun gerisinden Ermeni çeteleri Doğu Anadolu’yu kan gölüne çevirecektir. Bu olayların hemen ardından 24 Nisan 1915 gelmektedir. Zeytun kalkışması afet olarak değerlendirilirken, Van’ın taş üstünde taş bırakılmamacasına tahribi görülmüştür. Doğu Anadolu Rus işgaline hazırlanmaktadır. Saldıran dış düşmanla, içeriden bir halka mensup silahlı çetelerin işbirliği halinde kendi vatanına ihaneti açıktır.

Bu durumda beynini, ordusunu, donanmasını Almanlara teslim eden İttihat ve Terakki yönetimi ne yapmalıydı? İttihatçılar, II. Abdülhamit yönetimini yıkma sürecinde birlikte hareket ettiği Ermeni komitecilerini hoşgörü ile karşılamaya devam mı etmeliydi. Devlete karşı, dış güçler tarafından silahlandırılmış isyan eden, saldıran bir kuvveti görmezden mi gelmeliydi? Ermeni çetelerin, askeri, halkı öldürme özgürlüğünü kısıtlamamalı mıydı?

Devlet yönetmek ayrı bir sorumluluk gerektirmektedir. Devlet sorumluluğunu üstlendikten sonra İttihat yönetimi; en basit savunma refleksi ile –yönlendirenler içinde Almanlar bulunsa bile- ülkeyi korumak için çetelerin beyni, önde gelenleri durumunda olanları tutuklayıp önlem almalı değil miydi?

Aslında yanlışları ile birlikte, 24 Nisan 1915 tutuklamaları, eksik bir tedbirden ibarettir.

24 Nisan’a kadar Sivas’tan Van’a, Diyarbakır hattına kadar öldürülen, namusu kirletilen, huzuru yok edilen Müslüman halk insan değil midir? Özürcü yazarlarımız, 1917 Kasım’ı ile 1919 Mart’ı arasındaki 800 bin civarında tahmin edilen Türk, Kürt mazlumları niçin insan yerine koymamaktadırlar? Onlar, hakları savunulmaya değer yaratıklar değil midirler?

Bütün bu gelişmelerin kaynağı, niçin sürekli göz ardı edilir; anlamak mümkün değildir.. Kanlı gelişmelerden dolayı niçin sürekli Müslümanlar veya Ermeniler suçlanır? Devlet vaadi ile Ermenileri örgütleyip, silahlandırarak kullanan devletler hiç suçlu değiller midir? Rus, Fransız, İngiliz emperyalizmi ve onların ancak suçlamak için hatırladıkları insanlık sorunları, kanlı gelişmelerdeki rolleri anılmalı değil midir? Ermeni halkını sinsi misyoner faaliyetleri içinde kanlı gelişmelere hazırlayan Amerikan diplomasi ve misyoner faaliyetlerinin hiç mi menfi rolü yoktur? Niçin asıl suçlular, göz ardı edilerek olayın kurbanları, terazinin gözü bazen birine bazen diğerine ağdırılarak suçlu ilan edilir?

Hırant Dink, işte, emperyalist güçlere “artık yüz yıldır bizi kullandığınız yeter, inin sırtımızdan” deme noktasına geldiği için katledilmiştir. Katledilmiştir, çünkü iş daha ileri gitmeden, Ermeni uyanışı şekillenmeden düşmanlık kıvamı istedikleri dozu soğutmadan yeniden gözleri kan bürüyen bir dumanlı hava oluşmalıdır. Böylece, yeniden soykırım iddiası parlatılacak, Türkiye’ye yöneltilen suçlamalar artırılacak, uyanmakta olanlar da gerçek düşmanı göremez hale gelecektir..

Türkiye’de Ermeni konusuna insanî açıdan kaygılar duyduğunu iddia ederek yaklaşmak isteyenlerin, gerçeği görme konusunda biraz daha hassas davranmaları gerekmektedir. Yazılarında yerli oyunculardan ziyade, emperyalizmi vurmaları hakşinaslık adına daha doğru olacaktır...

 


  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :
 




+ Paylaş
Köşe Yazıları
Adalet, Amerikancılık Karmaşası...
Almanya’nın çok kültürlülük sınavı
Amerika ile ortaklığın maliyeti...
Asırlık takıntı...
Balkanlar’da Türk Kültürü...
Balyoz ve temizlik harekatı
Başsız insanlar, sahipsiz şehir
Bedeli niçin hep millet öder?
Bir Hicret Eri Olarak Mevlana...
Birlik Sendromu
Bugün Çanakkale muhabereleri olsa...
Chp de vefa duygusu sorunu
Chp ve Mhp tarihi tekerrür ettirir mi?
Darbe matruşkası
Demokrasiyi vesayetten kurtarabilir miyiz?
Dersim’i anlamak
Diyanet gençlik açılımı geciktirilmemeli...
Dtp muradına erdi...
Dünkü Gladyolar...
Irak, kapitalizmin demirperdesi
İçimize sinen ittihatçı gelenek
İslâm ülkeleri, sömürge yönetimleriyle hesaplaşmak zorunda...
Kaddafi’nin boy aynasına bakma gereği
Kaddafi’nin son kullanım tarihi veya İslâm ülkelerinin güç birliği zarureti...
Karikatürden kriz üretmek...
Kültürel vatanı korumak...
Muhteşem Yüzyıl ve kültürel hassasiyet sorunu...
Ne senaryosu, doğrudan komplo
Osmanlı barışına ihtiyaç...
Srebrenitsa
Travma
Tunus, Bin Ali Değil Batı Medeniyetinin İflas Yeridir
Türk Dili Konuşan Ülkeler Zirvesi...
Türkiye’nin Ermeni değil emperyalizm sorunu vardır...
Üç musibet, bir nasihat
Yol ve medeniyet...




SOSYAL VE BEŞERİ
BİLİMLER FAKÜLTESİ

 

Anket

Türkiye’nin eğitim sistemi birlik ve bütünlüğü koruma konusunda yeterli midir?

Anket Sonuçları Yükleniyor. Lütfen Bekleyin...
Bu sitenin tüm hakları saklıdır, sitede yer alan dökümanlar kaynak gösterilmeden kullanılamaz...     bilgi@canerarabaci.com