Kaddafi’nin boy aynasına bakma gereği

 

Libya’da 1969 yılında doğanlar, şimdi 42 yaşına girdiler. Kırk iki yıldır da devletin zirvesinde bir darbeci diktatörü görüyorlar. Şimdi, darbeci albayın 42 yıllık saltanatı sallanıyor. Ülkenin tamama yakını artık onun yönetimini istemeyenlerin kontrolüne girmiş, başkent Trablus varoşları, bazı sokakları denetiminden çıkmış durumda. Ama adam, şu tanıdık açıklamayı yapıyor: “Libya’da yaşananların sorumlusu El Kaide’dir.” El Kaide, Bin Ladin, Libya gençlerinin çaylarına uyuşturucu karıştırmış, onları cep telefonu kampanyaları ile ölüme sürüklemiştir. Bunlar ne kadar doğru tartışılabilir ama bir söylediği doğru: “İngiltere kraliçesi Elizabeth”in kendisinden çok daha fazla iktidarda kaldığı.. Demek kendisinden daha az iktidarda olduğu halde devrilen diktatörlere bakmayı düşünememiş.. Tunuslu 23, Mısırlı 30 yılla düşerken günahları ne idi diye, sormaya gerek görmemiş..
 
Şu sözleri çok önemli Kaddafi’nin: “Beni sinirlendirmeyin. Öyle bir öfkeye bürünürsek bütün ülkeyi yıkıma uğratacağız.” Sinirlenmeden binlerce insanına kıyan adamın, bir de sinirlenirse ne yapabileceğini, resmi hiçbir sıfatı olmayan büyük oğlu belirtmiş..Oğlunun son sözleri de babası doğrultusunda: rejimin bekası için son Libyalı kalana dek bütün halkı öldürmek..
 
Arap ırkçılığına vurguyu unutmayarak, kendisini, “Libya’nın, Arap halklarının ve dünyanın ödünsüz şerefi” olarak değerlendiren büyük oğul, Libyalı protestocuları; “sıçan”, “paralı asker” ve “uyuşturucu bağımlıları” olarak nitelendiriyor. Böyle olunca, evi basan farelere karşı ne yapabileceğini hissettiriyor.
 
Rejimin bekasından, Seyfülislam’ın anladığı nedir? Kaddafi ve ailesinin, demirden yumruğu altında ülke varlığını soyarak, yönetimi elinde tutması değil midir? Libya halkı da gelirleri de, ülke, devlet denen aygıt da Kaddafiler için vardır, değil mi? Kaddafi olmayacaksa, diğer bütün varların anlamı nedir? Çağdaş okumuş, insan kurban etmenin, ancak İlk Çağda olduğunu sanır. Kaldı ki eski çağlarda, diyelim ki Nil kudurmasın diye, insan bir yılda kaç defa kurban edilirdi? Mevsim belli..Ya da Bal tanrılarına yılda kaç kurban verilirdi? Senenin ancak belli günleri o kadar. “Rejim” denen ve uğrunda toptan bir halkı kurban vermeyi düşünebilen modern kafaya bakın.. Devrimizin tanrıları yanında, eski çağın tanrıları ne kadar masum kalacaktır. İnsan kurban yerine, koçu kurban eden anlayışın geriletildiği günümüzde, insan kanına girme oranı, kıyas kabul etmez miktarda yüksektir. Roma’yı yakan Neron, psikopat çağdaş neronlara göre halkına yakın yönetici kabul edilebilir.
 
Neron’un, şiir yazabilmek için, duygulanmak üzere başkentini yaktığı söylenir. Yakılan maddi varlıktır, diri diri halk değildir. Kaddafi ise, bir şehri değil, ülkeyi, baştanbaşa yangın, katliam yeri haline getirmeyi göze almaktadır. Niçin? Bu sorunun cevabının, insan sevgisi, vatan sevgisi, devletine bağlılık olmadığı açık.. O ve yakınları için neyin, nerelerin değerli olduğunu, bir yönüyle sermaye hareketleri ortaya koyabilir.
 
Kaddafi’nin, hangi ülkelerde sermayesinin bulunduğuna mercek tutulsa, bundan değer verdiği, güvendiği unsurlar ortaya çıkmaz mı?
 
Açıklamalara göre, Kaddafi’nin Londra’daki banka hesaplarında 20 milyar Euro’nun üzerinde nakit parası bulunmaktadır. Ayrıca İngiltere’de 11,6 milyon Euro değerinde mülkü de vardır. Fakat İngiltere tarafından, Kaddafi ailesinin mal varlığı dondurulacaktır. Demek ki, İngiltere Kaddafi için önemli bir limandır.
 
Kaddafi, ABD bankalarındaki hesaplarında milyarlarca dolar paraya sahiptir. ABD bankalarında, Libya’nın 32 milyar doları vardır. Ayrıca birçok ABD bankası, Libya’ya ait 300 ile 500 milyon dolar arasındaki parayı işletmektedir. Demek ki, Kaddafiler için, ABD önemli bir sığınaktır. Burada Libya’nın, Kaddafiler demek olduğunu vurgulamaya gerek yoktur.
 
İsviçre hükümeti de, Kaddafi’nin bütün banka hesaplarının dondurulması talimatını vermiştir. Miktarı açıklamamaları belki uygun düşmemiştir. Sıkışınca her aileye 500 dinar, kamu çalışanlarına yüzde yüz elli oranında zam rüşveti verebilecek kadar mali güce sahip. Keseyi yanlış zamanda açan diktatörün, İsviçre’deki hesaplarının da milyar cinsinden büyük miktarlar olduğunu tahmin etmek zor olmasa gerektir.
 
Peki diğer Avrupa ülkelerinde ne kadar mal varlığı vardır? Fransa, Kaddafi’nin ülkedeki mal varlığını araştıracağını açıklamıştır. Bu Sarkozy, ikiyüzlülüğünün göstergesi bir tutumdur. Açıklamaya bakınca, Fransa’nın ne kadar ilgili ve masum olduğunu düşünmemiz gerekecektir. Herkes, Fransa gibi medeni bir ülkenin, diktatörün ülkesindeki yatırımlarından habersiz olduğuna inanacaktır.. Peki sonuçta ne yapacaklar?. Fransa da mal varlığını, donduracak.. Mübarek’in, ülkesindeki mal varlığını araştırmaya devam eden Fransa’nın, Kaddafi için, Bin Ali için de uzun süre araştırmalar yapacağından kuşku duymamak gerekiyor..
 
Libya yangın yeri.. Orada vatandaşı bulunan her ülke, öncelikle kendi insanını kurtarmak istiyor. Peki, Libya halkı ne olacak? Liderini iyi tanıdığı kabul edilmesi gereken, Libyalı diplomat Dabaşi’nin, Kaddafi’ye “deli”, “öldürülene, ya da intihar edene kadar görevde kalır, kimseye teslim olmaz” demesi düşündürücü. Daha kısa saltanat ve daha az servetle yetinerek kaçan Bin Ali ile Mübarek, Kaddafi kadar kıyıcı olmamışlardı. Onların bir buçuk ton altın, yetmiş milyar dolar gibi miktarlarla yetinip çekildikleri yerde, Kaddafi niçin direnmeye devam etmektedir? Sadece deli olduğu için mi?
 
Bir defa Kaddafi’nin kendisinden fazla devlet yönetiminde bulunduğunu söylediği İngiliz kraliçesi ile durumu aynı değildir? Anglikan kilisesinin, zirvedeki temsilcisi durumunda olan Kraliçe, İngiliz halkına hangi ülkenin değerlerini dayatıyor, öncelikle onun sorgulanması gerekir. En az sekiz asırlık saltanat geleneğinin devamı olan Kraliçe ile, ülkesinin bağımsızlık savaşını veren yerli değerlerin temsilcisi Sunusi yönetimini deviren sosyalist söylemli, özel kitaplı Kaddafi’nin neresi benzer?Evet, 1926 doğumlu 85’lik II. Elizabeth, 1952’de tahta geçmiştir. Yani 59 yıldır kraliçedir. Ama özelliklerine bir dikkatlice bakmakta yarar vardır. “Sembolik” denenip gözlerden ırak tutulan kraliçe, nelerin sembolüdür? Öncelikle Birleşik Krallık’ın kraliçesidir tamam ama o kadar değil. O, İngiliz Milletler Topluluğu’nun başkanı ve oraya giren devletlerin de aynı zamanda kraliçesidir. İngiltere Kilisesi’nin başkanı, Birleşik Krallık Silahlı Kuvvetleri’nin Genel Komutanı, Man Adası’nın lordu, Windsor Hanedanı’nın temsilcisidir. Yani kraliçe halkına yabancı zıpçıktı bir devrimci değil, bir sömürge imparatorluğu geleneğinin resmen otoritesi durumundadır. Şahıs eksenli bir diktatörlüğün değil, geleneğin, gücün, dinin temsilcisi..
 
Kaddafi kıyıcılığı, halkına yabancılaşma, soygun ve diktasını; acaba İsrail’de yaşayan teyzesinin kızı olduğu açıklanan kadının açıklaması izah eder mi? Kadının, “Kaddafi sadece Yahudi asıllı değil, Bilakis anne eğitimiyle Yahudi öğreti ve adetlerine göre yetiştirilmiş bir Yahudidir” ifadesi, onun Yahudi teyzesi için İtalya’dan 5 milyar dolar tazminat alması, oğlu Seyfülislam’ın Yahudi aktris Orly Weinerman`la sık sık İtalya`da buluşması ile öne çıkan alt kimliği, kıyıcılığını açıklayabilir mi? Bazen sosyalist, bazen Arap ırkçısı, bazen İslâmi söylemlerde bulunan, parasını yatırdığı ABD dâhil, Batılı ülkeler aleyhinde halkın nabzını tutmaya dönük laflar eden Kaddafi, acaba daha ne kadar direnebilecek?
 
Onun, yine Batılı dostlarından alarak halkına karşı kullanacağı iddia edilen hardal gazı dahil zehirli silahlar, donanma gücü, paralı askerleri, dışarıdan getirttiği yabancı nişancılarından çok, dünyanın tavrı burada önemli ve fikir verici..
 
Haberlere bakılınca, şu tür bilgiler önünüze geliyor: NATO acil toplanıyor, BM Güvenlik Konseyi toplanıyor, AB toplanıyor, Obama açıklama yapıyor.. Arap Birliği, daha ileri bir kararla Libya’nın üyeliğini dışlıyor..
 
Dünyanın, umrunda olan kendisi ve çıkarları.. Libya halkı, önemli değil. Toplanma ve dağılmalarla getirilecek yaptırımların, kargaşadan istifade ederek, Libya üzerinde etki artırmaya yönelik olduğunu tahmin zor değil. Daha şimdiden göstericilerin, petrolle ilgili, “ülke aleyhine” olmayan eski anlaşmalara dokunmayacaklarını açıklamaları anlamlı..
 
Kaddafi için yolun sonunun göründüğünü söylemeye gerek yok. Bunu anlasa da anlamasa da, kurban sayısını binlerden çok daha yukarılara tırmandırsa da mukadder son belli. Durum artık gelecekte nasıl anılmak istediği ile veya kendisine okunan lanetleri artırıp artırmayacağıyla ilgili.. Fakat bundan daha gerekli olan, dışa dayalı dikta özleminin bir işe yaramadığının anlaşılmasıdır. Emperyalist güçler, kendi adamlarına dar zamanlarda sahip çıkmamaktadırlar. Onları, yığdıkları servet de kurtarmamaktadır. Tanrıları olan paraları, güvendikleri ülkeler tarafından dondurmakta, sıkıştıkları demlerde sığınacak ülke bulamaz hale gelmektedirler. Halkını, değerlerini dışlayanların, zorbalığı seçenlerin akıbetlerindeki paralellik, ibret aynasına konmalıdır. Mevki-makam hırsı ile yönetime çivilenen, askeri gücünü darbecilikle ispatlayan elitist zümreler, General Bin Ali, General Mübarek, Albay Kaddafi aynalarına farklı bir gözle bakmak durumundadırlar. Bir şeye daha, bu cinslerin niçin genelde İslâm ülkelerinde boy gösterdiklerine...

 


  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :
 




+ Paylaş
Köşe Yazıları
Adalet, Amerikancılık Karmaşası...
Almanya’nın çok kültürlülük sınavı
Amerika ile ortaklığın maliyeti...
Asırlık takıntı...
Balkanlar’da Türk Kültürü...
Balyoz ve temizlik harekatı
Başsız insanlar, sahipsiz şehir
Bedeli niçin hep millet öder?
Bir Hicret Eri Olarak Mevlana...
Birlik Sendromu
Bugün Çanakkale muhabereleri olsa...
Chp de vefa duygusu sorunu
Chp ve Mhp tarihi tekerrür ettirir mi?
Darbe matruşkası
Demokrasiyi vesayetten kurtarabilir miyiz?
Dersim’i anlamak
Diyanet gençlik açılımı geciktirilmemeli...
Dtp muradına erdi...
Dünkü Gladyolar...
Irak, kapitalizmin demirperdesi
İçimize sinen ittihatçı gelenek
İslâm ülkeleri, sömürge yönetimleriyle hesaplaşmak zorunda...
Kaddafi’nin boy aynasına bakma gereği
Kaddafi’nin son kullanım tarihi veya İslâm ülkelerinin güç birliği zarureti...
Karikatürden kriz üretmek...
Kültürel vatanı korumak...
Muhteşem Yüzyıl ve kültürel hassasiyet sorunu...
Ne senaryosu, doğrudan komplo
Osmanlı barışına ihtiyaç...
Srebrenitsa
Travma
Tunus, Bin Ali Değil Batı Medeniyetinin İflas Yeridir
Türk Dili Konuşan Ülkeler Zirvesi...
Türkiye’nin Ermeni değil emperyalizm sorunu vardır...
Üç musibet, bir nasihat
Yol ve medeniyet...




SOSYAL VE BEŞERİ
BİLİMLER FAKÜLTESİ

 

Anket

Türkiye’nin eğitim sistemi birlik ve bütünlüğü koruma konusunda yeterli midir?

Anket Sonuçları Yükleniyor. Lütfen Bekleyin...
Bu sitenin tüm hakları saklıdır, sitede yer alan dökümanlar kaynak gösterilmeden kullanılamaz...     bilgi@canerarabaci.com