Chp de vefa duygusu sorunu

 

             CHP bir siyasi parti olarak, Türkiye’de önemli konuma sahiptir. Önemi, iktidar partisi, ya da iktidar alternatifi olmasından kaynaklanmaz. Cumhuriyet’ten büyük olan yaşından ziyade, devlet içindeki etkisi dikkat çekicidir. Kuruluşu, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin teşekkülünden (4 Eylül 1919), Halk Fırkası adıyla 9 Eylül 1923’te oluşturulan çatı altına, bu cemiyetin katılmasına götürülse de sonuç değişmemektedir.

           CHP, devlet kuran partidir. Cumhuriyeti ilan eden, devleti bütün kurumları ile şekillendiren kadrolar bünyesinden çıkmıştır. Onun için iktidar olsa da olmasa da cumhuriyet tarihi boyunca devlette etkindir. Seçilip seçilmeme endişesi taşımaması da o etkinliğinden, maddi gücünden kaynaklanmaktadır. Bu yüzden de adındaki “Halk” kelimesi, sosyete bayanlarının boynundaki cazip, pahalı elmastan öte anlam taşımamaktadır. Çünkü halktan güç alarak iktidar olmaya ihtiyacı yoktur. Değişik cinsleri ile bürokrasiye hükmetme, yönetimi resmen olmasa da gayri resmi olarak etkilemeye devam etmesi, halkla irtibatın anlamını değiştirmiştir.
 
            Bunun için CHP’deki gelişmeler, siyasi hayatı, iç, dış politikayı, sosyal değişmeleri ilgilendirmektedir. Bu bağ, CHP’deki iyileşmenin topluma, siyasete iyileşme olarak yansıması da demektir. Burada bizi ilgilendiren daha çok insani yön, kültürel değerler tarafıdır.
 
            CHP, son günlerde normal zamanlarda dışa yansıtılmayan iç çalkantıları, kamuoyuna açık ederek, deprem seviyesinde yaşamaya başlamıştır. Siyasi hırs, yönetime egemen olma kavgası ne düzeyde olursa olsun, netice Kılıçdaroğlu’nun kendisini genel başkanlığa taşıyan bir güçlü adamı harcamasıdır. Bu sonuç bir yönüyle vefasızlık olarak değerlendirilebilir. Aynı partide yer alan, biyolojik ömrünün sona yakın yıllarını yaşayan siyasetçilerin, birbirini harcamaya yönelmesi, insani bakımdan bir eksiklik olarak gözükmektedir. Bu eksiklik, vefa yoksunluğu adı altında değerlendirilebilir.
 
             Olay sadece, “piri fani” denebilecek yaşlara yaklaşmış olanların, kendilerinden beklenen insani duyarlılığı göstermemesi değildir. Yani hadise, 17 Aralık 1948 Nazımiye/Tunceli doğumlu, 62 yaşındaki Kılıçdaroğlu’nun (Karabulut); 1937 Manyas/Balıkesir doğumlu, yani 73 yaşındaki Önder Sav’ı harcaması hadisesi midir? Elbette Sav’ın, CHP’nin güçlü adamı, en uzun süre (2001-2010) genel sekreterlik yapan siyasetçisi olması, sadece Ankara Barosu başkanı değil, Türkiye Barolar Birliği başkanlığı da yapan bir hukukçu olması, onun için parti içi mücadelede çok farklı kesimden partilere bile akıl hocalığı yapması da önemli değildir. Altı dönem milletvekilliği, bir dönem Çalışma Bakanlığı yapmış koyu siyasetçi olması da bu bakımdan çok anlam ifade etmemektedir. Belki örgütteki gücünü kullanarak Kılıçdaroğlu’nu, önce genel başkan koltuğuna oturtması, ardından da tek aday olarak kurultayda “seçilmiş genel başkan” haline getirmesi, vefa duygusu açısından önemlidir. Kılıçdaroğlu’nun, 22 Mayıs 2010’da genel başkan seçildikten beş ay sonra, kendisini bu mevkie taşıyan birini harcaması, siyasi kültür açısından önemlidir. Bu durumu, genel başkanın rüştünü ispatı olarak alkışlama, sorunu büyütmektedir.
 
            Siyasi kavga, “tul-i emel” sahiplerinin hırsları, sadece CHP’ye has değildir, savunması; doğru gözükmemektedir. Zira bu tür vakanın en çok gözüktüğü zeminin CHP’de oluşması, sebeplerinin değerlendirilmesini gerektirmektedir.
 
            Geriye doğru gidildiğinde vefasızlık örnekleri, parti tarihini kaplayacak kadar çok gözükmektedir. Kılıçdaroğlu’ndan sadece yedi gün öncesine gidildiğinde, yarım asrı aşkın süredir arkadaş oldukları söylenen Sav’ın, genel başkanı Baykal’ı nasıl devre dışı bıraktığı gündeme gelecektir. Ondan önceye bakıldığında, adı parti ile bütünleşen İnönü’nün, Ecevit tarafından baştan indirilmesine zihinler gidecektir. Ecevit’in yanındaki önemli yardımcıların, Baykal ve Sav olduğu bilinmektedir. Daha öteye gidildiğinde, “değiştirilemez genel başkan, Millî Şef” İnönü’nün, partinin ilk kurucusu Atatürk’ü, paraların üstünden bile silme operasyonu, her halde bir vefa örneği olarak görülmeyecektir. Atatürk’ün, Erzurum’da, kongreye delege olmasını sağlayan, istifasını verdikten sonra, “dün olduğu gibi bugün de emrinde olduğunu” açıklayan Karabekir’e karşı, güçlü adam olduğu günlerde tavrı düşündürücüdür. O, Karabekir’in idamla yargılandığı günleri, ülkenin “Ebedî Şefi” olarak geçirmekte idi. Aynı sıralar, Millî Mücadele beşlisinden Rauf Orbay’ın, yurt dışında zaman zaman pek sefil olmak üzere suikastlardan kurtularak hayatta kalma mücadelesi vermesi, Adnan-Halide Adıvar’ların 1939’a kadar dışarında kalmaya kendilerini mecbur hissetmeleri, Refet Bele’nin köşesine çekilmesi nasıl anlaşılacaktır?
 
              Vefa eksikliğini gösteren olayların, parti tepe yönetiminde bu kadar çok yer alması normal midir? Hitap edilen toplumun, kültür ve medeniyet değerleri açısından bu, normal bir durum değildir. Bir de kendisinden, kurumları kuran kadroları çıkaran, partiler üreten bir siyasi parti açısından bakıldığında açmaz büyümektedir. Etki alanı büyüdükçe, sorumluluğun da büyümesi normaldir.
 
             Burada vefasızlık, bazen çekilmesini bilmeyen adamların tutumları ile izah edilebilmektedir. Öyleyse, bulunduğu koltuğa yapışan yaşlıların, kendilerinden daha genç kadrolar tarafından tasfiye edilmesi normaldir, denebilmektedir. Türk siyasetinin, maalesef önemli açmazlarından biridir bu. Siyasileri, mevkilerinden ya ölüm veya ayakta duramaz hale geldiklerinde ihtiyarlık ayırmamalıdır. Tamam, ama bu itiraz, vefasızlığının gelenekleşmeye başlamasını açıklamaya yetmemektedir.
 
             Üzerinde politika yapılan halkın, kültürel normlarına yeniden eğilme, hem siyasi hem de sosyal barış açısından gerekli gözükmektedir. Aynı zamanda siyasi terbiyenin, nezaketle bütünleşmesi açısından da bu elzemdir. CHP’nin, durulma günlerinde vefa olayına, bir de toplum kültürü ile barışma adına bakmasında yarar bulunmaktadır.
 
             Zira çatışma ve kavga üretme yönünden başarı gösteren parti, sorunlara çözüm üretmede aynı başarıyı gösterememektedir. Üstelik en yakınlarından vefasızlık görmeye alışan liderlerin, güvenle yanındakilere sırtını dönmesi mümkün müdür? Bu soru özellikle “hesap uzmanı” Kılıçdaroğlu için de geçerlidir. Brütüslerine karşı ardını kollamaya çalışmaktan, ileriye bakmaya nasıl fırsat bulacaktır? İkinci adamlık koltuğuna, “statükonun adamı” olarak nitelendirilen birilerinin oturtulması, güven duygusunu tek başına zaafa uğratmaya yeter gözükmektedir. Normalleşmeye, kültürel öze dönüşe ihtiyaç açıktır...

 


  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :
 




+ Paylaş
Köşe Yazıları
Adalet, Amerikancılık Karmaşası...
Almanya’nın çok kültürlülük sınavı
Amerika ile ortaklığın maliyeti...
Asırlık takıntı...
Balkanlar’da Türk Kültürü...
Balyoz ve temizlik harekatı
Başsız insanlar, sahipsiz şehir
Bedeli niçin hep millet öder?
Bir Hicret Eri Olarak Mevlana...
Birlik Sendromu
Bugün Çanakkale muhabereleri olsa...
Chp de vefa duygusu sorunu
Chp ve Mhp tarihi tekerrür ettirir mi?
Darbe matruşkası
Demokrasiyi vesayetten kurtarabilir miyiz?
Dersim’i anlamak
Diyanet gençlik açılımı geciktirilmemeli...
Dtp muradına erdi...
Dünkü Gladyolar...
Irak, kapitalizmin demirperdesi
İçimize sinen ittihatçı gelenek
İslâm ülkeleri, sömürge yönetimleriyle hesaplaşmak zorunda...
Kaddafi’nin boy aynasına bakma gereği
Kaddafi’nin son kullanım tarihi veya İslâm ülkelerinin güç birliği zarureti...
Karikatürden kriz üretmek...
Kültürel vatanı korumak...
Muhteşem Yüzyıl ve kültürel hassasiyet sorunu...
Ne senaryosu, doğrudan komplo
Osmanlı barışına ihtiyaç...
Srebrenitsa
Travma
Tunus, Bin Ali Değil Batı Medeniyetinin İflas Yeridir
Türk Dili Konuşan Ülkeler Zirvesi...
Türkiye’nin Ermeni değil emperyalizm sorunu vardır...
Üç musibet, bir nasihat
Yol ve medeniyet...




SOSYAL VE BEŞERİ
BİLİMLER FAKÜLTESİ

 

Anket

Türkiye’nin eğitim sistemi birlik ve bütünlüğü koruma konusunda yeterli midir?

Anket Sonuçları Yükleniyor. Lütfen Bekleyin...
Bu sitenin tüm hakları saklıdır, sitede yer alan dökümanlar kaynak gösterilmeden kullanılamaz...     bilgi@canerarabaci.com