Beyşehir Şehit ve Gazileri

BEYŞEHİR ŞEHİT VE GAZİLERİ

  Özet
   Mondros Mütarekesi’nde sonra görülmemiş bir uygulama ile Başkent dâhil vatanın bütün stratejik yerleri işgal edilmeye başlanmıştı. Aslında Batılı devletlerin, gizli paylaşma anlaşmalarında vardıkları mutabakatın “Ateşkes” adı altında doğrudan kasıtlı bir uygulaması idi.  Türkiye söz konusu olunca belirgin hale gelen Avrupa çifte standardının belki tarihte görülen en dehşetlisi Mondros’un ardından uygulanmaya konulmuştu. Uzun süren yorucu, bitirici harplerin ardından Ateşkes’le nefes almak isteyen bir toplumun yaraları üstüne kezzap dökme demek olan bu uygulama, kalıntı ordunun terhisi, donanmanın teslimi, bütün ulaşım-iletişim hatlarının kontrol altına alınması ile daha da kolay hale getirilmişti. Zengin-varlıklı bölgelerin birer birer farklı devletler tarafından işgal edilmesi, istiklal mücadelesinin yükünü daha yoksul, daha güçsüz durumdaki iç bölgelerin üstüne yüklemişti. Bu konuda bir yıl civarında İtalyan işgaline uğrasa da Konya’nın rolü büyüktür. Batı Cephesi’ne yakınlığı sadece silah, mühimmat değil, asker takviyesi yönünden de yöreyi etkin hale getirmişti. İşte o hengâmede Beyşehir ve yöresinin katkısının ne olduğunun ortaya konması önem kazanmaktadır. Yerel tarih çalışmaları ile her yöre ve belde geçmişinin aydınlatılması konusunda son zamanlarda önemsenmesi gereken adımlar atılmaktadır. O tür çalışmalara, Beyşehir ve yöresinden katkıda bulunacak bazı yayınlar da yapılmış bulunmaktadır. Birinci Dünya Harbi’nden itibaren Beyşehir yöresinin, Cumhuriyetin kuruluş sürecinde üstüne düşen görevi ne derecede yerine getirdiğini de gösterecek olan bu tür çalışmalara bir adım da bu çalışma ile eklenmek istenilmiştir.
   Beyşehir ve yöresinin şehit ve gazilerinin mümkün olan bir dökümünün çıkarılması, yukarıda belirlenen amacı, önemli oranda ortaya koyacaktır. Onun için Birinci Dünya Harbi’nden günümüze öncelikle şehitler olmak üzere vatanı için “can borcunu ödeme” fedakârlığını gösteren insan unsuru değerlendirilmeye çalışılmıştır. Elbette böyle bir çalışmanın en önemli engeli, kaynaklara erişebilme sorunudur. Yerel olarak düşünüldüğünde, bu konuda başvurabilecek en önemli arşivler, askeri ve nüfus idaresine ait olanlardır. Onların dışında şehit ve gazi ailelerinden bilgi toplama da önem kazanmaktadır. Zira ana kaynaklara erişilemeyen durumlarda ailelerin sakladığı bilgi ve belgeler neredeyse en önemli başvuru kaynağını oluşturmaktadır. Bunun için tarama, sorgulama, bulunan belgelerin deşifresi gibi yöntemlere başvurulması gerekmektedir.
   Beyşehir ve yöresinin şehit ve gazilerinin örnekleminde, yerel olarak günümüzün idari sınırları değil, 1980 öncesi ele alınmış böylece Beyşehir-Derebucak ve Hüyük birlikte değerlendirilmiştir.

   Konunun Önemi
   Bilindiği üzere Beyşehir, Anadolu Selçukluları devrinden bu yana, devlet ve ülke bir dış gücün işgaline uğradığı zaman, işgalcilere karşı devletinin yanında yer almıştır. Bu duruş, Moğol işgali sırasında da Yunan, İtalyan işgali dönemlerinde de millî bir refleks halinde görülür. O tavır yüzünden Moğollar, Beyşehir yöresinden binlerce insanı katledip, bir kısmını da tutsak olarak götürmüşlerdir (Konya,1991, 38).
   Benzeri bir tavır Beyşehir’de, Mondros Mütarekesi’nden sonra da gösterilmiştir. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Osmanlı Devleti, anlaşmaya göre izah edilmez bir işgal furyasının muhatabıdır. Avrupalı devletler, adeta, kendi çıkardıkları kirli savaşın bütün hıncını Osmanlı Devleti’nden çıkarmaya çalışırlar. Filistin yöresinde bir Yahudi devletinin kurulmak istenildiği daha 1917’de Balfour Deklarasyonu ile dünyaya ilan edilmiştir. Antalya-Konya hattı İtalya’ya, dolayısıyla Beyşehir’de aynı gücün işgaline terk edilmiştir. İzmir sonunda Yunanlılara, Adana-Antep hattı Kayseri’ye kadar Fransızlara, Musul ve güneyi ile Batum-Bakü hattı İngilizlere verilmiştir. Ama İstanbul her üçü tarafından işgal edilecektir.
   İzmir’in işgaline sert tepki duyan şehirlerden birisi de Beyşehir’dir (Tansel, I/242). Aynı zamanda Beyşehir, Konya yöresinden millî kuvvetlerin ilk örgütlendiği yerlerdendir. Bunda Beyşehir’de bulunan Süvari Alayı ile Mondros Mütarekesi’ne göre dağıtılması gereken birlikleri dağıtmadan Beyşehir’e getiren Binbaşı Nazım Bey’in de rolü bulunmaktadır. Nazım Bey, vatansever yöre halkı ile iyi ilişkiler geliştirmiştir. Yerli halka silah dağıtmış, Çeçenler arasında teşkilat oluşturmuştur. Önceleri, bu örgütlenmeye “Yoldaş” adı verilmiştir. Toroslar’ın devamı olan Anamaslar’daki aşiretlerle temaslar kurmuş, gerektiğinde onlarla birlikte bir savunma hareketi içine girmek üzere hazırlık yapmıştır. Çeçenler ve Beyşehir içinde İttihat ve Terakki devrinden bu yana etkin bir şahsiyet olan Süleyman Sırrı Bey ile birlikte hareket etmektedirler. Bütün o çabaların sonucu olarak, Toroslar’dan Antalya’ya kadar uzanan bir alanda etkin hale gelmişlerdir. Dağlardaki eşkıyaların bile “Süleyman Sırrı Bey’in pusulasını taşıyanlara dokunmadıkları” söylentisi, bu etkinin boyutunu ortaya koymaktadır (Tansel, I/270; Alperen 2001,52).
   Beyşehir’deki bu güç, Konya’yı da etkilemiştir. Vali Cemal Bey’in Konya’yı terk etmesini (27/28 Eylül 1919) sağlayan etkenlerden birisi, onların ellerindeki güçle Konya üzerine yürümeleridir. Ancak bundan sonra Konya’da Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurulup Beyşehir’de şubesi açılabilmiştir.
   Beyşehir’deki Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin başkanlığına dönemin saygın müderrislerinden Memiş Efendi getirilmiştir. Benzeri bir durum Milli Mücadele döneminde Beyşehir’e bağlı olan Yenişarbademli’de de gerçekleşmiştir. Daha önce imamlık, vaizlik gibi görevlerde bulunan müderris Ragıp Hoca, Kuva-yı Millîye’ye katılmıştır. Onun için Beyşehir Alay Komutanı Nazım Bey’le irtibatlı olan Ragıp Hoca’ya, Kuva-yı Millîye’deki “çalışkanlığından ve dürüstlüğü dolayısıyla İtimatname Madalyası” verilmiştir (Karaca, 2005, 87). Bu durum, Beyşehir Gölü’nün öte yakasında Toroslar’da yaşayanlarla içli-dışlı olunmasının sonucudur. Antalya-Beyşehir arasında dağ ve yaylalarda yaşayanlarla, merkezin ilişkisi yönünden önemlidir.
    İtalyan işgalinin başladığı sıralar bu teşkilat, millî hassasiyetini sürdürmektedir. Beyşehir içinde tanınmış eşraflardan biri olan Hacı Akif Bey’in evinde yedi İtalyan askerini sakladığı ve onlarla görüştüğü duyulur. Durumu öğrenen Nazım Bey, bu askerleri evden aldırtarak Huğlu civarında öldürtür, ev sahibinin de Konya’ya göç etmesini sağlar (Alperen, 2001, 58).
    Nazım Bey’in emrindeki kuvvetlerle 1920 başlarında cepheye gitmesi, Beyşehir’deki Kuva-yı Millîye gücünü zayıflatır. Ayrıca Konya’daki Delibaş Vakası’nın; Bozkır, Seydişehir, Beyşehir ve köyleri üstünde etkileri olmuştur. Fakat o üç günlük menfi hareket, 6 Ekim 1920’de Refet Bele tarafından etkisiz hale getirilir. Refet Bele; Çumra, Bozkır, Seydişehir üstünden 19 Ekim 1920’de Beyşehir’e geldiğinde, aynı gün Eğirdir üstünden Karaağaç’a oradan Beyşehir’e ulaşan Demirci Mehmet Efe ile buluşmuşlardır. Buradan, aralarında görev bölümü yaparak ayrılırlar. Demirci Mehmet Efe; Manastır, Tepearası, Üstünler, Kaşaklı tarafına; Refet Bey Çiğil’e gider.

O kısa ara dönemden sonra Beyşehir ve yöresi yeniden Millî Mücadele’ye bütün gücünü verir. 1314-1315 doğumlu 21-22 yaşlarındaki delikanlılar seçilerek taburlar teşkil edilip cepheye gönderilir. Yalnız sadece orduya asker vermez. Aynı zamanda halk, kurulan taburun elbise ve teçhizatını da temin eder (Arabacı 1991, 12).
    Dünya Harbi ardından tekrar cepheye yollanan yöre gençleri, gittikleri yerlerde yararlıklar gösterirler. 1314 (1898) doğumlulardan İzmir’e ilk girenlerin içinde olan hatta İzmir Hükümet Konağı’ndan Yunan bayrağını indirerek yerine Türk bayrağını çeken Beyşehir-Sadıkhacı Köyü’nden Gazi Ali Atar olur (Karaca-Koç, 2000, 79).
    Millî Mücadele boyunca halk istiklal mücadelesine canı, malı bütün varlığı ile katılır. Sakarya Harbi günleridir. Konya halkı, orduya yüz bin hayvanı “teberrü etmiştir”. Ayrıca ordu hizmetine beş yüz araba vermiştir. Bunun için Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa, Konyalılara teşekkür telgrafı çeker ve haber Babalık’ın 29 Ağustos 1921 tarihli sayısında yer alır. Kıraç bozkırların vatansever çocukları, vatanları için sadece can değil mal borçlarını da ödemektedirler. Benzeri durumda Beyşehir’de can ve mal yönünden fedakârlıkta geri kalmamıştır. Onun için Müdafaa-i Millîye Vekili “Refet Paşa Hazretleri’nin Beyşehir Halkına Teşekkürü” 30 Ağustos 1921 tarihli Babalık’ta yayınlanır (Ayhan, 2005, 287).

    Yöre İnsan Potansiyeli
    Birinci Dünya Harbi ve sonrasına ait insan potansiyelini verebilecek yakın bilgiler, Cumhuriyet devrindeki ilk sayımdan çıkartılabilir.
    1927 sayımında Beyşehir’in toplam nüfusu, 38.945 kişidir (Eyüboğlu, 109). Bu nüfus, bünyesinden sonra iki ilçe daha çıkaran Beyşehir ve yöresinin toplamına aittir. O sıra ilçe merkezinin, sadece üç binlerde olduğu bilinmektedir. 2000 yılının nüfus sayımlarına göre ilçenin toplam nüfusu 118.144, şehir merkezi nüfusu ise 41.312 kişidir (2000 Genel Nüfus sayımı, 61).
    Şu duruma göre, Birinci Dünya Harbi ve ardından gelen yoğun mücadelelerde can ve mallarıyla vatanın kurtuluşuna katkıda bulunan Beyşehir ve yöresi insan miktarı, önceleri 1927 nüfusundan çok daha aşağıda olmalıdır. Üstelik savaştaki kayıpların çokluğu, salgın hastalıklardan dolayı birçok yerleşim yerinin dağılmış olduğu, oralardan ayrılan insanların başka yerleşim yerlerine katıldığı göz önünde tutulmalıdır. Bunlardan birisi, Beyşehir-Yeşildağ Kasabası sınırları içinde kalan eski Bayındır Köyü’dür. Günümüze ev, bağ-bağçe, tarla temelleri, mezarlık yerleri ören halinde gelmiştir. Hala aynı adı taşıyan Bayındır mevkiindeki Bayındır Köyü, Birinci Dünya Harbi’nden sonra terk edilen bir yerleşim yeridir. Çünkü aileleri koruyacak güçte olan gençlerin asker olduğu köyde, kadın ve çocuklar savunmasız kalmış, hastalıklardan ölümler durumu daha da kötüleştirilmiştir. Bunun üzerine geri kalanlar, Cemeller, Salur (Yeşildağ) gibi yakın yerleşim yerlerindeki akrabalarının yanlarına gitmişlerdir. Böylece Bayındır, 1914 yılından itibaren son erlerini de devletine verdikten sonra geriye kalan kadın ve çocuklar, tarafından terk edilmiştir. Beyşehir Gölü’nün güney batı kıyısında, Yeşildağ sınırları içindeki Bayındır Kale’sinin altındadır.
    Şehitler
    Acaba Beyşehir ve yöresinde, Birinci Dünya Harbi’nden bu yana ne kadar şehit verilmiştir?
    Yörenin, Birinci Dünya Harbi’nde, Kıbrıs Harekâtına (1974) gelinceye kadar verdiği şehitler konusunda elimizdeki en derli toplu bilgi, Millî Savunma Bakanlığı’nın bir yayınında bulunmaktadır. Bu esere göre, vilayet olarak Türkiye’de en çok şehit veren il, 4787 şehitle Konya’dır (Şehitlerimiz, 1998, C. 4), Konya içinde Beyşehir’e ait kayıt 300 kişidir. Bu üç yüz şehidin 182’si Çanakkale’de, diğerleri; Irak, Filistin, Kafkas, Romanya (Galiçya), İstiklal Harbi (Garp) ve Yemen Cephelerinde verilmiştir. Hâlbuki Mustafa Kemal’in finanse ettiği bir Konya gazetesinde verilen şehit miktarı yirmi altı bin üzerindedir. Ayrıca Konya’da yirmi bine yakın nüfus mahvolmuş, aynı miktarda ev/yuva yıkılmıştır (Server Rifat, 1923, I).
    Buna göre resmi yayında ortaya konan rakamlar, Konya yöresinin insan kaybının çok azını kapsamaktadır. Onun için dönemin bilgilerini içeren bütün kaynaklara ulaşılarak daha dikkatli bir çalışmanın yapılmasına ihtiyaç bulunmaktadır. Beyşehir ve yöresi şehitlerinin kayıtlarını içeren Eski Türkçe Askerlik Şubesi kayıtlarının bulunduğu defterler, Ankara’ya Millî Savunma Bakanlığı Arşivine götürülmüş bulunmaktadır. Millî Savunma Bakanlığı’nın Beyşehir’deki biriminin arşivi ile Nüfus Müdürlüğü’nde bulunan Vefayat Defteri, başvurulabilecek diğer kaynaklardandır. Bunlardan Beyşehir’deki Millî Savunma Bakanlığı biriminden faydalanılmıştır. Fakat nedense aynı konuda Nüfus Müdürlüğü’ndeki defteri inceleyebilmek için yapılan bütün müracaatlar sonuçsuz kalmıştır.[1] Geriye o dönemden kalan hatıratlar, şehitler ve gazi yakınlarından elde edilecek bilgiler kalmaktadır. Onun için mümkün olabildiği kadar yere ulaşılmaya çalışılmıştır. Aile fertlerinden alınan bilgiler, önce şehitler, ardından gaziler kısmında verilecektir.

    Şehitlerden bazıları şunlardır:
    1. Sadık, Mehmet Ali Oğlu. ( Çanakkale’de nizamiye kapısında nöbetçi iken vurulup şehiden vefat etmiştir. Kaşaklı (Yeşildağ)- Bayındır kökenlidir. Şehidin yetim kızları Ayşana ve Dudu, babalarından dolayı şehit maaşı almışlardır. ( Fuat Günaydın, 5 Kasım 2005 tarihli görüşme).
    2. Nedim, Abdullah oğlu, Çanakkale şehididir. Aynı aileden, Abdullah oğlu Tevfik Tekeli, Hayfa-Gazze-Yafa gazisidir. Üçünçü kardeş olan Abdullah oğlu Sabri ise Büyük Taarruz’a katılmıştır. (Yaşar Tevfik Tekeli, 9 Eylül 2005).

 

 

 

    3.   Seyit, 1317 (Rumi) İsa Köy doğumlu, İbrahim Çavuş oğlu. Yemen’de şehit düşmüştür (Aydın Korkmaz, 03.02.2006).
    4. İbrahim, Abdurrahman oğlu, Yeşildağ-Çay doğumlu. Çanakkale şehididir. Torunları sonradan Çaybaşı soyadını almışlardır. İriyarı yiğit biridir. Aynı köyden Kasımoğlu Mustafa ile birlikte yan yana hendekte (siper) savaşmaktadırlar. Top mermisi parçalayarak şehit olur. Savaş dönüşü bu bilgiyi çocuklarına Kasımoğlu anlatır (Torunu Sıdıka Celayir, 03. 05. 2007).

    Millî Savunma Bakanlığı listesi dışında bu aile kaynaklı tespitlere, teröre verilen kurbanların da eklenmesi yerinde görülmüştür.
    Beyşehir ve yöresi, bütün ülke gibi Birinci Dünya Harbi, İstiklal Harbi, Kıbrıs’ta değil aslında onların devamı olan adı konulmadık savaşın sürdürüldüğü bölücülük ve teröre de kurban vermeye devam etmiştir. Sadece Beyşehir’in 1981’den bu yana teröre verdiği kurban miktarı 22 Mehmetçiktir. (Bu rakama Derebucak, Hüyük dâhil değildir) Aynı şekilde terörden Malul 7 Gazisi bulunmaktadır.

Gaziler
    Şehitler, elbette destansı bir gidişin saygın yolcularıdır. Onlar hakkında ancak, kayıtlar, yanlarında olup da sağ kalan arkadaşlarının anlattıkları gibi yerlerden bilgiler alabiliyoruz. Ancak Gaziler, Şehitler gibi hayat dağdağasından kurtulabilmiş insanlar değildirler. Onlar ölünceye kadar yeniden yurda-yuvaya dönerek hayat mücadelesine devam etmişlerdir. Hayat hikâyeleri, ne yazık ki onlar yaşarken yeterince derlenip ortaya konmamıştır. Burada yakınlarından bilgi almanın yanında gazilerin resmi yazışmalarından erişebildiklerimizden de yararlanmaya çalıştık. Onların askeri makamlara yazdıkları da ilgi çekici idi.
    Aslında Çanakkale’nin, İstiklal Harbi’nin sadece şehitleri değil gazileri de bir destanın parçalarıdır. Onların, ancak ilerlemiş yaşlarında devlete müracaatları bile o asil tavrın bir yansıması. Yazdıkları, sanki gizli bir mahcubiyeti tetikleyen, “hevaic-i asliye” zorlamasının sevk-i tabiisi gibidir. Bedel isteme, mükâfat değildir talepleri. İleri yaşlarda, “idame-i hayat” mecburiyetinin zorlaması içinde birilerine kaleme aldırılan satırlarıdır. İşte bunlardan bazıları:

Halil Hilal’in Müracaatı
Akseki, 1313 doğumlu, Halil Hilal bunlardan, 1331’de askere alınmıştır. Sevk edildiği yer Çanakkale’dir. 24. Fırka 28. Alay 1. Tabur 2. Bölükte vatan hizmetini görmüştür. Ta ki “İngiliz orayı terk edinceye” kadar.. İngiliz’in “başarılı bir şekilde kaçışı”, ardından Şam’a, Medine’ye gönderilip 68. Hicaz Alayı’nda bulunmuş. Sonra “Telli şehir”e (Tel Aviv), ardından Kudüs’e gelmiştir. Orada yaralanıp hastaneye kaldırırlar. On günlük tedaviden sonra Şam’a gelir. Şam’da İngilizlere esir düşüp sekiz ay esir kalır. Esaretten sonra, Antalya üstünden anasının bulunduğu Seydişehir Kızılca Köyü’ne gelir. Fakat o nesle istirahat yoktur. “Yunan Harbi” çıkınca yeniden askere alınır. Bu defa Afyon-Sivrihisar Cephesinden hücuma katılır. İlk hücumda yaralanarak hastaneye kaldırılıp tedavi için Konya’ya gönderilir. Tedavi gördüğü yer, hastane haline getirilen Alâeddin Camii’dir. Orada üç ay yatar ve üç defa ameliyata alınır. Tedavi ardından anasının yanına gönderilir. O bedenle, devletten bir şey istemeden 1969 yılına kadar yani yarım asır kendi ihtiyaçlarını görmek üzere çabalar. Ama artık 73 yaşına gelmiştir ve “lapalığı artan” yaralı ayağı ile “iş yapma mecali kalmamıştır”. İşte ancak bu dönemden sonra 3.9.1969 tarihinde, yeni yazı ile okur-yazar bir yakınına “ Genel Kurmay Başkanlığı”na hitaben, aslında dilekçeden çok “ hali pür melalini” anlatan mektubu yazdırır. İsteği şudur: Son çıkan 1005 sayılı Madalya Kanunu’nun bahşettiği hükümlerden yararlanmak.”  Devlet, “ Beyşehir içinde Bakkal Kemal İmriz eliyle” ulaştırılan bu müracaatı değerlendirmeye alır. Artık Beyşehir Bademli Köyü’nde oturmaktadır. Akseki’deki kayıtlar incelenir. Nihayet 16.01.1971’de Beyşehir Askerlik Şubesine davet edilerek işlemlerinin takibe alınıp “ inhasının yapılacağı” (maaş için yazı yazma) kendisine  “tebellüğ ettirilir.” Sonuç gariptir: 10 Aralık 1970 tarihli Akseki Askerlik Şubesi’nden Beyşehir’deki şubeye gönderilen takip yazısının üstüne: “2.4.1972 ölü”. Çanakkale gazisi, neredeyse mahcubiyet duyguları içinde birilerine yazdırdığı, son demlerinde imdadına yetişilmesi arzusu içinde istediği destek, kendisine ulaşmadan Hak’ka yürüyüvermiştir. Keşke imza atamayıp sadece isminin kazındığı mührü imza yerine basan o Çanakkale, Millî Mücadele gazisinin açılmak zorunda bırakılan eli, işlemlerinin uzaması yüzünden boş kalmamış olsaydı.

    Üç Yıl Önceki Dilekçe..
    Ahmet HARMAN, 1315 doğumlu, Mehmet oğlu Beyşehir-Karahisar Köyü’nden. Elife Ana’nın oğlu olan Ahmet Harman’ın ailesine köyde “Aziz oğlu” denilmektedir. O, -dilekçesini demek gerekir- mektubunu 1 Mayıs 1973 tarihinde yazdırır.  Hitaptaki ilk kelimeleri, “ Muhterem evladım”dır. “73 yaşında, gözü görmez, kulağı işitmez bir ihtiyardır.” “Eli kalem tutan” birine bu satırları yazdırmıştır. Zaten gelmek istese de gelecek durumu yoktur. İsteği açıktır. “ Evladım” diye hitap ettiği yetkililere, şöyle seslenir: “Duydum ki İstiklal Savaşı’na katılan mücahitlere tarafınızdan bir maaş bağlanıyormuş. Evladım ben, Afyonkarahisar-Çay İskelesi arasında istihkâmcı idim. Dumlupınar’a kadar Yunan peşinde koşan bir zatım. Arkasından Eskişehir’e sevk edildim. Geceli gündüzlü savaşlarda yara alarak Ankara’da Haymana Hastanesi’nde yatıp ardından üç ay hava değişimine sevk edildim. Üç ay sonunda tekrar teslim oldum. Sürücüye ayrıldım. Hasta ve yiyecek taşıdım. Tekrar 41. Fıkra’da istihkâm taburcusu oldum.
    Şu anda iki gözü kör, kulağı işitmeyen, kimsesi olmayan bir zavallıdan başka bir şey değilim.
    Eğer hakkımsa ben de hakkım olanı istiyorum. Daha önce 16.11.1970 tarihinde dilekçeyle durumumu beyan ettim. Üç yıl oldu, hala ne arayan ne de soran var. Gittiğim makamlarca da alay konusu oldum.
    Ne olur evladım bir ihtiyar atanı bu konuda aydınlat. İmkânlarınız dâhilinde hallediverin.
    En iyi gün dilekleriyle Allah ordumuza, milletimize zeval vermesin oğlum. Ahmet Harman”
Açık kimliğinin arkada olduğu belirtilen gazinin, adresi kolaydır: “Ahmet Harman Karahisar Köyü’nde Beyşehir/Konya.”
    “Son terhisini 41.Fırka İstihkâm Taburu”ndan alan gazinin mektubunu yazan, askeri birliğin düzeyini gösteren “Fırka” kelimesi yerine sürekli “fıkra” yazmaktadır. Zaten Dumlupınar’a kadar Yunan ardından koşan gazinin, artık ne kendi adına yazılanı görecek ne de onların yanlışlarını düzeltecek kudreti kalmıştır. İsteği karşılanmış mıdır? 1970’te yazdığı dilekçesine 1973 Mayıs’ında cevap alamadığı için tekrar müracaat ettiğine göre, bir üç yıl sonra da yeni bir mektup başvurusunu tekrar etmiş midir, bilmiyoruz. Birim kayıtlarında rastlanılamamıştır. Kim bilir belki olumlu cevap geldiğinde, o da şehit arkadaşlarının yanına gitmiş olmalıdır.

    Gazi Listeleri
    Resmi kurum ve kuruluşların dışında, gazi ve şehitlerin yakınlarından alınan bilgi ve belgelere göre gazilerden bazıları şunlardır:
    1. Mehmet Erakbaş, Hüseyin oğlu. Manastır (Üzümlü)’ın Akbaşoğulları sülalesindendir. Çanakkale gazisidir. Çanakkale’de gösterdiği gayret ve kahramanlık üzerine kendisine devrin Harbiye Nazırı Enver Paşa tarafından Harp Madalyası verilmiştir. Madalya ile ilgili Enver Paşa’nın mühür ve pençesini taşıyan yazıda şunlar bulunmaktadır:
    “Hüseyin oğlu Mehmet
     Bin üç yüz otuz iki ve otuz üç seneleri harbinde Bahr-i Sefid Boğazı Mevki’-i Müstahkeminde vezaif-i harbiyeni ifa hususunda gayret ve şecaat göstermiş olduğunuzdan dolayı nam-ı akdes hümayun-ı hazret-i Padişahîye olarak sana Harp Madalyası virildi bundan böyle dahi her halde kanun dairesinde ifa-yı hüsn-i hürmetle iktisab-ı feyz ve memduhiyyete sa’y ve gayret eylesin.    Harbiye Nazırı Enver”
(Belge: 1)
    Harp Madalyalı Gazi Mehmet, Birinci Dünya Harbi sona erince İzmir’e gider. Çalışıp ailesinin geçimliğini kazanacaktır. At arabası ile nakliyecilik yapmaktadır. Bir gün Alsancak civarında Rumları, allı-morlu giyinmiş bayram havasında görür. İzmir’in Yunan Ordusu tarafından işgal edildiği sıradır. Limana baktığında denizin yüzü şehir gibi gözükmektedir. Düşman gemileri kaplamıştır. Durum vahimdir. İzmir artık durulacak yer değildir. Geri dönerek at arabasını sahibine verir. Doğruca Akşehir’e dönüp orduya katılır. Kütahya (Kötanya) Harbine dâhil olur. Orada tel örgü müthiştir. Asılırlarsa iki yerden birden patlayacaktır. Onun için makasla keserek aşarlar. İzmir’i geri aldıklarında işgal günlerindeki durum tersine dönmüştür. Herkes Rum mallarına konmaktadır. O ise Üzümlü’ye dönerek çiftçilik ile meşgul olur. 1945’te vefat eder (Erol Özaba, 01.12.2005. Bk. Foto:1).
    2. İbrahim Özakbaş, Hüseyin oğlu, Üzümlü’nün Akbaş oğullarındandır. On altı sene askerlik yapar. Önce uzun süre Yemen’de bulunur. Sonra diğer savaşlara katılır. Doğumu 1296’dır ( Eroz Özaba, 01.12.2005).
    3. Hüseyin Oruçoğlu, 1310 doğumlu. Çoğunluğu Şark cephesinde olmak üzere on iki yıl askerlik yapar. Van, Başkale, Trabzon, Ordu ve tekrar Van’da görev yapar. Kazım Karabekir Paşa’ya bağlı Jandarma Çavuşu olarak12 askerle Diyarbakır’da görevli iken, kendisinden on dört yaş büyük ağabeyi ile on yıl sonra Yemen dönüşü Diyarbakır tren istasyonunda tesadüfen karşılaşır. Dönemin bütün gazileri gibi hayatları, adeta dram üstüne kuruludur. Onca yıl vatan hizmetinde bulunduktan sonra köyüne döner. İhtiyarlık çağı olan 1969 yılında kendisine madalya ve maaş bağlanması teklifini, “maaş için vatan müdafaası yapmadığını” beyan ederek kabul etmez (Erol Özaba, 01.12.2005, E. Özaba’nın annesinin dedesidir).
    4. Parmaksız (Mehmet Korkmaz), Rumi 1315 (Miladi 1899) Beyşehir’e bağlı İsa Köy (Hese Köy) doğumludur. Askerde olan babası İbrahim Çavuş’u hiç görmemiştir. Hangi cephede kaldığını bilen aile mensubu bulunmamaktadır. Kendisinden 2 yaş küçük kardeşi Seyit’ten başka kimsesi yoktur. Zaten 1317 Rumi doğumlu olan kardeşi de Yemen’de şehit düşmüştür. “ Ahu Yemendir, gülü çemendir. Giden gelmiyor, acep nedendir?” ağıtlı deyişi, onunun da türküsüdür. Parmaksız evlenince, iki oğlundan birine hiç görmediği babasının, diğerine de Yemen’de şehit olan kardeşinin adını verecektir.
    Mehmet Korkmaz, Enver Paşa komutasında ki Sarıkamış Harekâtına, yaşı tutmadığı halde boyu tuttuğundan katılmıştır. Sadece Rus kurşunu değil on binlerce askerimizin donarak şehit olduğu Sarıkamış’ta, tüfek tutarken o da donar. Hastaneye kaldırılır. Kolları kesilecektir. Bir Alman rütbeli, aracılığı ile Birinci Dünya Harbi’nde müttefikimiz olan Almanya’ya tedavi için kara trenle gönderilir. 9 ay tedavi görür. Orada bu süre içinde çat-pat Almanca konuşmasını bile öğrenir.
    Trenle geri tedavi olmuş olarak gelir ama parmakları kesilmiştir artık. Lakabını oradan alır.
    O köyüne döner, Ama kardeşi Yemen’den dönememiştir. Çalışamaz. Savaş biter. Cumhuriyet kurulur. Gazilik madalyası ve maaş bağlanması için en güzel çarıklarını giyer. Bunun için Beyşehir’e gidecektir fakat gidemez. Çünkü Anneannesi, nereye gittiği sorar. “Parmaksız” gururla anlatır madalya almaya gideceğini. Yakasından tutar Anneannesi: Bizim malımız yeter de artar bile. Bir kuruş, madalya veya herhangi bir şey alırsan sütümüz sana haram olsun. Malımız da canımız da, kanımız da bu vatana feda olsun!”der. Emir büyüktendir, elden bir şey gelmez, söz dinlenir. Parmaksız da o sözü çocuklarına vasiyet olarak söyleyecektir.
    Gelişmelere açık ve meraklıdır. İlk radyoyu o alır köyünde. Radyo çalar; “Hey on beşli, on beşli. Tokat yolları taşlı.. On beşliler geliyor kızların gözü yaşlı...”
    Bu türküyü hep bir başka hüzünle dinler. Dinlerken gözlerinden yaşlar boşanır. Fakat çocukları, torunları onun bu his yoğunlaşmasının nedenini anlayamazlar. Çünkü onlar, “On beşli” türküsünü oyun havası olarak bilmektedirler. Doğum tarihleri, Miladi rakamlarla yazılmaktadır. Baba ve dedelerinin gamlanmasının sebebini kavrayamayıp gülüşürler. Radyoyu dinlerken Parmaksız’ın aklı; savaş yıllarına, gidip de dönmeyen Yemen şehidi kardeşine gitmektedir. Daha rahat devirlerde yetişen, daha doğrusu onların kanları ile sağlamaya çalıştıkları geçici dinginliğin rehavetine kapılan nesiller, felaket yıllarının ruh dramını anlamakta güçlük çekmektedirler. Hâlbuki onların savaştıkları sadece düşman değildir. Hastalık, açlık ve sefalet de kudurmuş düşman kadar öldürücü olmuştur. Kafkas Cephesi için, “Bir avuç kuru üzüm bulabilen, donmaktan kurtuldu” sözünü çevresindekilerin anlayıp-anlamadığından çok emin olmasa da söylemektedir.
    En hoş zevklerinden birisi, Almanya’da olan en büyük torunu ile Almanca konuşmak olan “Parmaksız” Gazi 1973 yılında Hakkın rahmetine kavuşmuştur (Torunu Aydın Korkmaz, 03.02.2006, Bk. Foto: 2).
    5. Tevfik Tekeli (Çavuş), 1314 (1898) Beyşehir doğumlu, Abdullah oğlu. 15 yaşında iken askere alınır. Adana’dan sonra cepheye yaya gider. Gazze, Şam, Basra,  Kufe, Halep, Hayfa vb. yerlerde savaşır. Gazi olur. 1935 yılında teklif edilen gazilik maaşını ihtiyacı olduğu halde reddeder. Zahmetli bir hayatın ardından 1949 yılında vefat etmiştir. (Torunu Tevfik Yaşar Tekeli, 27.05 ve 09.09.2005 tarihli görüşmeler. Geniş bilgi için Ek’e bk.).
    6. Sinan Bayındıroğlu, Mehmet oğlu, 1875 Bayındır Köyü (Yeşildağ) doğumlu. Birinci Dünya Harbi’nde Çanakkale Cephesi’ne gönderilmiştir. Çanakkale’de üç parmağını kaybederek “çolak” kalmıştır. Onun Çanakkale Cephesi’nin genel dramından nasibi büyüktür. Yaralı ve baygın toprağa düşünce, şehitleri toplayanlar, öldüğünü sanmışlardır. Bunun üzerine boynundan künyesini çıkararak “şehit” diye köyüne haber gönderilir. Fakat kaldırıldığı morgda üç gün sonra uyanması üzerine ölmediği anlaşılır. Yalnız vücudunda birçok şarapnel parçası, kurşun yarası bulunmaktadır. Pense, çakı, makas vb. iptidai araçlarla şarapneller çıkartılarak yaraları, bilinen dikiş iğnesi ile bitiştirilir. Bir süre için tebdili havaya çıkar. İyi olduktan sonra da Filistin Cephesi’ne gönderilir (Torunu Mevlüt Bayındıroğlu, 07.07.2006 tarihli görüşme). İngilizlere esir düşen er Sinan, çok kötü muameleye tabi tutulur… İngilizler, esaret sırasında işkence niyetiyle sırtına kum torbası dikerek gezdirirler (oğlu 1329 doğumlu Mehmet Bayındıroğlu, 12 Ağustos 2005 tarihli görüşme). Esaretten döndüğünde 8-9 yaşlarına gelmiş olan oğlu Mehmet’i yanına alarak kimsesiz kalan Bayındır Köyü’nden Salur Mahallesi’ne (Yeşildağ) gelip yerleşir. Aynı yerde, 1975 yılında vefat eder (Mevlüt Bayındıroğlu, 07.07.2006 tarihli görüşme).
    7. Ali Dedeoğlu. Bayındırlı “İpeğin Alı” lakabıyla anılan bu gazi de yukarıda bahsedilen Bayındır halkındandır. Aslen Taşağıl’ın İpekler sülalesinden bir Yörük olan Alin’nin babası, Bayındır Köyü’ne gelip yerleşmiştir. Seferberlik ilan edilince harbe katılan Ali, geri döndüğünde köyünde kimse yoktur. Yakın yerleşim yeri olarak Salur’a (Yeşildağ) gelip ailesinin kalan fertleri ile buluşur. Orada evlenip kalır (oğlu Nazir Dedeoğlu, 14.08.2005).
    8. Şakir Suda, Manastır ( Üzümlü) 1310 (1894) doğumlu ( ölümü 1981). İlk gençlik yıllarında bir süre Konya’da medrese eğitimi görür. Fakat Üzümlü ile irtibatı hiç kesmez. Konya’dan köye yürüyerek gelip-gitmektedir. Sabah namazını Konya’da ( Kapı Camii) kılıp yatsıya Seydişehir’i gören tepeye yürümektedir. Günlük hayatında da o pratikliği koruyan birisidir. Çocuklarına, yemeği yerken “harp yapar gibi yiyin” öğüdünü vermektedir. Birinci Dünya Harbi’nin çıktığı sıralardır. 19 yaşında iken askere alınır. Başkent İstanbul’da Sultan Ahmet’teki birliğine katılır. Burada kısa süre eğitim göreceklerdir. Fakat komutan Alman’dır. Tekmil alırken askerin söylediklerini anlamaz. Meydana gelen ağır hava üzerine askerin biri komutanı döver. Fakat ceza sadece komutanı döven askere değil, bölüğün tümüne verilir ve topu topu yirmi yedi günlük eğitimle bölük, Hayfa’ya harbe gönderilir. Hayfa’da onu bir sürpriz beklemektedir. İleride kayınbabası olacak köylüsü yaşlı bir askerle karşılaşır. Yalnız ishal olan köylü hasta, bitkin vaziyettedir. Vefat edinceye kadar ona bakar, vefatından önce, sağ dönerse kızı ile evlenmesini tembihlemiştir. Ama Hayfa’da uzun süre kalması gerekecektir. Bir defasında İngiliz çıkartması başlar. Bu sıcak savaşın başlaması demektir. Su bulmak zordur. Dini eğitim almışı birisi olarak, su bulamadığı için çölde teyemmüm yaparak namazını kılar. Böyle bir namaz anında, onu tanımayan komutanlardan birisi: “korkudan namaz kılıyor” diye rükûda iken ardından tekme vurup burun üstü yere düşürür. Davranış kahredicidir. Hırsından oturur ağlar. Ağlayışı çok sürmez. On beş dakika sonra, “Süngü tak, hücum” emri verilince, Şakir Efendi, ilk kurşunu sıkmak için kendisine namazda iken tekme atıp düşüren subayı arar ama bulamaz. Hayfa’da dokuz ay kalırlar.
    Saldırı ve savunmaların olmadığı zamanlarda farklı sıkıntılar da çekerler. İlk sıralar, harçlık olarak altın para gelmektedir. Bir süre sonra kâğıt para gelir. Yöre esnafı, kâğıt parayı alış-verişte almaz. Asker dardadır. Komutanlardan, “ihtiyacınızı girin alın ve parayı da atın çıkın” diye talimat gelir. Tepkiye rağmen bunu uygularlar. Son aylarda ise İngilizler, yoğun asker yığıp Türk askerini çember altına alırlar. Çember altında on bir bin askerimiz vardır. Önce iki yol bulunmaktadır. Ya teslim olunacak ya da kayıplar göze alınarak çember yarılıp çıkılacaktır. Türk komutanlar, “gerekirse beş bin şehit verelim çemberi yaralım çıkalım” derler. Alman komutanlar, bu görüşte değillerdir. Teslim olmayı öngörürler ve onların istediği olur. Artık bundan sonra Şakir Efendi’nin zorlu esaret günleri başlar. On sekiz ay Mısır’da ilaçlı suların verildiği tel örgü içinde esir hayatı yaşar. Fakat o, esaret hayatını bile iyileştirme yolları arar. On bir bin askere namaz kıldırır. Bir sabah Ezan okuyunca tel örgü nöbetçisi kendisini çağırır. İngiliz askeri kıyafetli nöbetçi, silahını tel örgüye dayayıp ağlamaktadır. Ezan onu etkilemiştir. “ Sizin için Mancar dediler. Biz Allah’a ne diyeceğiz” demektedir. O Mısır’a giderken ihtiyaç sorar. İstek üzerine tel örgü içi için dört Kur’an getirir. Üç gün sonra, bu Müslüman’ı nöbetten alırlar. Yalnız esaret dönüşüne kadar okudukları o Kur’an’ları Türkiye’ye getiremezler. Çünkü İngilizler el koymuştur. On sekiz ay sonra esaret hayatı sona erer.
    Ülkeye geldikten sonra askere alınmaz. Din görevlisi olarak çalışmaya başlar. Millî Mücadele döneminin karanlık günleridir. Dış düşmanla uğraşacak yerde içeride kargaşa ile uğraşmak gerekmektedir. İngiliz tarafından geldiği anlaşılan silah, para vb. malzeme Kadınhanı tarafından getirilmekte, Beyşehir’de Çeçenler üstünden Bozkır’a doğru dağıtılmaktadır. Kargaşa, Bozkır’da, Manastır’da Kuva-yı Millîye karşıtlığı şekline bürünmüş çevreden katılanlar olmuştur. “Hilafetten yanayız” diyen bu insanlar, Manastır’a, Çamlık-Pınarbaşı’na gelirler. Kazanlarda et pişirerek yedirirler. On beş gün sonra Beyşehir Askerlik Şubesinden komutan ve askerler gelir. Mezarlığın yanına ulaştıklarında köy damlarına “teslim” çaputları bağlanır. Komutanı, Şakir Efendi karşılar. On iki kişinin adı camiden okunur. Onların evleri yakılacak, söndürmeye çalışanların da evleri yanacaktır. Öylece yapılır. Yakalanan on iki kişinin hepsi, köy içinde iğde ağacına asılırlar. İş sonuçta Şakir Efendi’ye düşmüştür. Akşama kadar cenaze namazı kıldırıp onları gömer.
    Toplumda kafalar karışıktır. Köyde, çarşıda İngilizlerin esarette giydirdiği elbise ile dolaşmaktadır. Beyşehir’de o kıyafetle dolaşıyor iken Kaşaklı eşrafından Gökmenoğlu ile görüşürler. Gökmenoğlu, ona değişik sorular sorar, adeta durumunu yoklamaya çalışır. O sohbetten yirmi gün sonra, jandarma kendisini alıp götürür. Divan-ı Harbe verilmek üzere Ankara-Ulus’a gönderilir. Yol güzergâhı, boyunlarında levha asılı idam edilmiş insanlar içinden geçirilmiştir. Ankara’da değişik, anlamadığı suçlamalarla dört ay yargılanır. Hapishane bahçesinde de İngiliz esaretindeki tel örgü içinde olduğu gibi ezan okuyup mahkûmlara namaz kıldırır. Bursalı bir âlimle ders mütalaa eder. Mahkûmiyet, “Medrese-i Yusufiye” olmuştur. İnceleme sonucunda, suçsuz olduğu anlaşıldığı için serbest bırakılarak köyüne döner. Fakat yok yere, dört ayının bir şikâyetle boşa gitmesi onu kinlendirmiştir. Kendisine, o vatanda mahkûmiyet çilesini yaşatanı takibe alır. Yeşildağ-Üzümlü yolunda, at üstünde giderken şikâyetçiyi at üstünden çekip yere indirir. Elinde orak vardır. Bu şekilde çok İngiliz’in kellesini aldığını belirterek niçin şikâyet ettiğini sorar. Adamın niyeti kötü değildir. Kendisinden şüphelenmiştir. Serbest bırakır. Daha sonra da Kaşaklı’da uzunca süre imamlık yapar. Bundan sonraki hayatı, çocuklarını yetiştirip geçimlerini sağlamakla geçecektir. (Oğlu Şakir SUDA, 29 Temmuz 2006 tarihli görüşme)
    9. Kamil Özpınar, Kazım oğlu, 1313 doğumludur (Gaziler listesine bk.). Askere alındıktan sonra dokuz yıl Bursa-Balıkesir-Afyon’da görev yapar. Rütbesi, çavuş’tur. Kaba Köyü’nde (Hüyük), “Kamil Çavuş” olarak anılmaktadır. Sonra, Yemen’de kısa süre bulunur. İki yaş küçük kardeşi, Ömer Özpınar da asker gazilerdendir. Savaş bitiminde köyüne döner. 1979’da vefat eder (Torunu Kamil Özpınar, Temmuz 2006’daki görüşmeler).
    10. Ömer Özpınar, 1315 doğumlu, Kazım oğlu, Pınarbaşı Köyü’ndendir (Gaziler listesine bk.). Birinci Dünya Harbi sırasında, 15-16 yaşlarında iken askere alınır. Toplam dokuz yıl görev yapar. Dünya Harbi yıllarında en çok zoruna gidip-dikkatini çeken uygulamalardan birisi, Mehmetçik aç ve görürken Almanlara “francala ekmek” verilmesidir. Yollarda, açlıklarını gidermek için “süpürge tohumu, çekirge kavruğu” yemişlerdir. Atları kesip derisine kadar yemişlerdir, bir ara çarığını suda ıslatıp yemiştir. Onun için köyde “Çarıkçılar” denilmiştir. Mütareke’de (Mondros) eve döner. Fakat kısa süre sonra tekrar askere alınır. Süvaridir. Ilgın’da, Akşehir’de toplanılır. Polatlı-Tavşanlı hattından İzmir’e kadar gider. Yunan Komutanının esaretini, İzmir’e Türk Bayrağının çekilişini, Körfezde Yunan askerlerinin kimisinin gemilere bindiğini kimisinin suya düştüğünü görmüştür. Çocuklarının adı Mehmet Suphi, Osman; Süvari alayındaki komutanlarının adıdır. 1960’larda kendisine “Madalya Beratı” verilmiştir. (Torunu Ömer Özpınar, 11 Ağustos 2006 tarihli görüşme).
    11. Eyüp Köse, 1315 doğumlu, Ahmet oğlu, Kaba Köyü’ndendir. İstiklal Harbi yıllarında telefonla ileri hatlarda gözcülük yapar. İleriden aldığı haberleri geriye bildirir, geriden aldığı emirleri ileri hatta nakleder. Telli telefon kullanıldığı için ileriye hattı sererek gider, işini tamamladığı zaman da serdiklerini toplayarak geriye döner. Posta olarak görevlendirilmiştir. Sağından-solundan geçen mermilere aldırış etmeden, posta görevini yapar. Bir ileri hat görevinde Yunan içinde kalır, fakat tespit edilip esir alınmaz. O, kendisini bir gücün koruduğu bilincindedir. Görev sırasında heyecanı yüksektir. Bir defasında haber götürürken ayağından yaralanmıştır. Ama kendisinin haberi yoktur. Gittiği yerde yaralı olduğunu söylerler. Yunan’dan İzmir’in kurtarılışını görür. Cumhuriyet devrinde ailede yokluk vardır. Oğlu Hasan’ı da alıp Aydın’a çalışmaya (çapa vb. tarım işçiliği) gitmişlerdir. Dinlenme zamanlarında araziyi göstererek harp zamanı yaptıklarını onlara anlatmıştır. (Oğlu Hasan Köse, 11 Ağustos 2006 tarihli görüşme).

    İstiklal Madalyası ve Bir Kıyas
    Bilindiği üzere İstiklal Madalyası, ilk 28 Kasım 1920 tarihinde kabul edilen 66 sayılı yasa ile yürürlüğe girmiştir. 1921’den 1968 yılına kadar da 95.261 kişiye İstiklal Madalyası verilmiştir. (Kocabaş, 1997, 162). Acaba Beyşehir ve yöresinde ne kadar madalya verilmiştir?
    Beyşehir Askerlik Şubesi 13.3.1970’de, Konya Askerlik Daire Başkanlığının verdiği emre uygun olarak İstiklal Madalyası verilenlerin listesini hazırlayarak gönderir. 36 kişilik isim listesi yanında 36 müracaat dilekçesi, inha (maaşa terfi yazısı) kâğıtları ve 36 adet Tesellüm Belgesi de ekte sunulur. Yalnız aynı yazının üstüne iliştirilen el yazılı belgede şu ifadeler bulunmaktadır: “Alınan Madalya: 165”, “Mahsubu Yapılan: 14+1+114=129+36=165. 13.3.1970”. Bu belge 1970 Mart’ına kadar evrakları tamamlayıp, toplanarak teslim edilen madalya ile alınan madalya sayısının birbirini tuttuğunu göstermektedir. Fakat aynı yıl 8 Eylül 1970 tarihinde Beyşehir Askerlik Şubesi’nden Konya Askerlik Dairesi’ne gönderilen yazıda İstiklal Madalyası belgesini aldığı halde madalyasını alamamış olanların miktarı 279+64=343 olarak bildirilmiştir.
    Konya Askerlik Dairesi Başkanlığı’nın 6 Ekim 1970 tarihli yazısına göre, Konya ve ilçelerinde İstiklal Madalyası verilecek olanların çizelgesi tespit edilmiştir. Buna göre, “her madalya için bir inha (madalyayı bildirip-ulaştıran belge) kâğıdı” düzenlenerek madalya sahibine tesliminin yapılması istenilmektedir. Çizelgede Konya’daki madalya verilecek gazi miktarı 1230 kişidir. Bu gazilerin ilçelere göre dağılımı şöyledir: Akşehir 40, Beyşehir 250, Bozkır 40, Cihanbeyli 25, Çumra 15, Doğanhisar 25, Ereğli 75, Ermenek 100, Hadim 10, Ilgın 75, Kadınhanı 15, Karaman 125, Karapınar 15, Karatay 225, Kulu 15, Meram-, Sarayönü-, Seydişehir 150, Yunak 30.
    Konya merkezin Karatay’da kümelendiği listede görüleceği üzere, en çok İstiklal Madalyası verilen gazinin bulunduğu yer Beyşehir’dir. Beyşehir’e en yakın yer il merkezi olarak Konya, ardından Seydişehir ve Karaman gelmektedir. Yalnız gazi listeleri, sonraki bilgilere göre sürekli değişmektedir. Beyşehir Askerlik Şubesi Başkanlığı’nın Konya Askerlik Dairesi Başkanlığı’na yazdığı 3 Şubat 1971 tarihli yazıya göre, belirtilen tarihe kadar verilmesi gereken madalya miktarı 332 adettir. Fakat 332 adet “Kırmızı Şeritli İstiklal Madalyası” olmadığı için, bunlar sahiplerine verilememiştir. Beyşehir, üst makamdan bu yazı ile madalya “tertibine emir ve müsaade” talep etmektedir. Demek ki, yaklaşık beş ay sonra yeni tespitlerle madalya hak eden gazi miktarı 82 adet artmıştır. Beyşehir’in madalya talebine, Konya’dan 15 Eylül 1971 tarihli yazı ile olumlu cevap gelecektir. Böylece Beyşehir’de 332 adet İstiklal Madalyası sahiplerine dağıtılır.

İstiklal Madalyası Listelerinde Adı Geçen Gaziler

A. Aziz. 1316 doğumlu, İnce oğlu, Derebucak Köyü’nden.
A. Emin Tepe, 1316 doğumlu, M. Ali oğlu, Hüyük Bucağı’ndan

A. Hilmi Koç, 1316 doğumlu, İbrahim oğlu, Sadıkhacı Köyü’nden. 

Abdil (Halil) Çaygül, 1316 doğumlu, Mustafa oğlu, Yeşildağ Salur Köyü’nden.
Abdullah Anaç, 1315 doğumlu, Ali oğlu, Üzümlü Kasabası’ndan.
Abdullah Artık, 1316 doğumlu, İbrahim oğlu, Üzümlü Köyü’nden.

Abdullah Bakır, 1314 doğumlu, Bekdemir Köyü’nden.
Abdullah Başpınar, 1316 doğumlu, İbrahim oğlu, Yenidoğan Kasabası’ndan.
Abdullah Bayraktar, 1312 doğumlu, Ahmet oğlu, Evsat Mahallesi’nden.
Abdullah Cura, 1316 doğumlu, Mehmet oğlu, Kurucuova Köyü’nden.
Abdullah Çetin, 1315 doğumlu, Abdullah oğlu, Yenice Köyü’nden.
Abdullah Demirtaş, 1314 doğumlu, Mehmet oğlu, Derebucak Kasabası’ndan.
Abdullah Direk, 1308 doğumlu, Halil oğlu, Zekeriya Köyü’nden.
Abdullah Duvarcı, 1306 doğumlu, Abdullah oğlu, Üzümlü Kasabası’ndan.
Abdullah Işıklı, 1314 doğumlu, Sadık oğlu, Aşağı Esence Köyü’nden.
Abdullah Kaleli, 1311 doğumlu, Hüseyin oğlu, Yenidoğan Kasabası’ndan.
Abdullah Kesili, 1311 doğumlu, Mustafa oğlu, Üstünler Köyü’nden.
Abdullah Keskin, 1314 doğumlu, Mustafa oğlu, Üstünler Kasabası’ndan.
Abdullah Köklü, 1315 doğumlu, İbrahim oğlu Hüyük Kasabası’ndan.
Abdullah Kuyucu, 1313 doğumlu, Mehmet oğlu, Üstünler Köyü’nden.
Abdullah Küçükoral, 1311 doğumlu, Ahmet oğlu, İmrenler Köyü’nden.
Abdullah Sarıcan, 1308 doğumlu, Ahmet oğlu, Yenidoğan Kasabası’ndan.
Abdullah Sever, 1315 doğumlu, Veysel oğlu, Sadıkhacı Köyü’nden.
Abdullah Tamer, 1314 doğumlu, İbrahim oğlu, Bekdemir Köyü’nden.
Abdullah Tatlıcı, 1314 doğumlu, Mustafa oğlu,  Derebucak Kasabası’ndan.
Abdullah Turgut, 1316 doğumlu, İbrahim oğlu, İçerişehir Mahallesi’nden.
Abdullah Yıldırım, 1314 doğumlu, Ahmet oğlu, Köşk Kasabası’ndan.
Abdulselam Göçer, 1315 doğumlu, Hacı İbrahim oğlu, İçerişehir Mahallesi’nden.
Abdulsettar Açar, 1308 doğumlu, Mustafa oğlu, Doğanbey Bucağı’ndan.
Abdurrahman Balkar, 1314 doğumlu, Hasan oğlu, Ararım Köyü’nden.
Abdurrahman Baş, 1316 doğumlu, Mehmet oğlu, Bayat Köyü’nden.
Abdurrahman Çamlıca, 1314 doğumlu, Mehmet oğlu, Doğanbey Bucağı Kayalı Çiftliği’nden.
Abdurrahman Durkup, 1309 doğumlu, Durmuş oğlu, Mahremkolu Kasabası’ndan.
Abdurrahman Eren, 1316 doğumlu İsa (Hese) oğlu, Yeşildağ-Salur Mahallesi’nden.
Abdurrahman Gökdal, 1313 doğumlu, Mehmet oğlu, Ararım Köyü’nden.
Abdurrahman Harcı, 1316 doğumlu, Mehmet oğlu, Selki Köyü’nden.

Abdurrahman      Kıymaz, 1315 doğumlu, İbrahim oğlu, İlimen Köyü’nden.
Abdurrahman Pınar, 1314 doğumlu, Ali oğlu, Ararım Köyü’nden.
Abdurrahman Yılmaz, 1315 doğumlu, İsmail oğlu, Şamlar Köyü’nden.
Abdurrahman Yurtsever, 1310 doğumlu, Hüseyin oğlu, Mutlu Köyü’nden.
Abdülaziz İnce, 1316 doğumlu, Hasan oğlu, Derebucak Kasabası’ndan.
Abdülcelil Gözen, 1316 doğumlu, Mahmut oğlu, Gökçekuyu Kasabası’ndan.
Abdülfettah Acar, 1308 doğumlu, Mustafa oğlu, Doğanbey Kasabası’ndan.
Abdülkadir Bük, 1316 doğumlu, Ahmet oğlu, Eylikler Köyü’nden.
Abdülkadir Dolar, 1316 doğumlu, Mustafa oğlu, Gökçimen Köyü’nden.
Abdülkadir Sever, 1311 doğumlu, Mustafa oğlu, Mutlu Köyü’nden.
Abdülkerim Kocabaş, 1316 doğumlu, Mehmet oğlu, Kurucuova Kasabası’ndan.
Abidin Güven, 1316 doğumlu, Osman Efendi oğlu, Çavuş Köyü’nden.
Adıgüzel Tutan, 1314 doğumlu, Mehmet oğlu, Selki Köyü’nden.
Adıgüzel Uyanık, 1314 doğumlu, Halil oğlu, Selki Kasabası’ndan.
Ahmet Acet, 1316 doğumlu, Ali oğlu, Tepearası Köyü’nden.
Ahmet Açıkbaş, 1315 doğumlu, İsmail oğlu, Selki Köyü’nden.
Ahmet Akgün, 1312 doğumlu, Hacıbekir oğlu, Üstünler Köyü’nden.
Ahmet Akusta, 1316 doğumlu, Süleyman oğlu, Gökçimen Köyü’nden.
Ahmet Alan, 1315 doğumlu, Süleyman oğlu Göçeri Köyü’nden.
Ahmet Altundağ, 1316 doğumlu, Hüseyin oğlu, Yenidoğan Kasabası’ndan.
Ahmet Arıcı, 1316 doğumlu, Ali oğlu, Durak Köyü’nden.
Ahmet Atalay, 1311 doğumlu, Ali oğlu, Derebucak Kasabası.
Ahmet Ataş, 1315 doğumlu, Mehmet oğlu, Göçeri Köyü’nden.
Ahmet Aydemir, 1313 doğumlu, Mehmet oğlu, Çamlık Köyü’nden.
Ahmet Aydoğan, 1306 doğumlu, İbrahim oğlu, Gönen Köyü’nden.
Ahmet Bağcı, 1314 doğumlu, Hüseyin oğlu, Çetmi Köyü’nden.
Ahmet Barut, 1315 doğumlu, Mustafa oğlu, Kaba Köyü’nden.
Ahmet Bedel, 1316 doğumlu, Mustafa oğlu, Kurucuova Kasabası’ndan.
Ahmet Can, 1314 doğumlu, Mustafa oğlu, Gönen Köyü’nden.
Ahmet Çelik, 1315 doğumlu, İsmail oğlu, Suludere Köyü’nden.
Ahmet Çoban, 1316 doğumlu, Ali oğlu, Selki Köyü’nden.
Ahmet Dede, 1314 doğumlu, Sadık Efendi oğlu, Üzümlü Bucağı’ndan.
Ahmet Dikici, 1312 doğumlu, Osman oğlu, Üzümlü Kasabası’ndan.
Ahmet Düzgün, 1316 doğumlu, Ahmet oğlu, Doğanbey Bucağından.
Ahmet Emin Tepe, 1316 doğumlu, M. Ali. Oğlu, Hüyük Kasabası’ndan.
Ahmet Emin Yılmaz, 1316 doğumlu, Salih oğlu, Hüyük Kasabası’ndan.
Ahmet Ergener, 1314 doğumlu, Mustafa oğlu, Hüseyinler Köyü’nden.
Ahmet Erküçük, 1315 doğumlu, Mehmet oğlu, Üzümlü Kasabası’ndan.
Ahmet Gül, 1313 doğumlu, Hüseyin oğlu, Burunsuz Köyü’nden.
Ahmet Gülcan, 1315 doğumlu, Abdullah oğlu, Göynem Köyü’nden.
Ahmet Güray,1311 doğumlu, Hacı Mustafa oğlu, Karabayat Köyü’nden.
Ahmet Irmak, 1315 doğumlu, Mustafa oğlu, Burunsuz Köyü’nden.
Ahmet Kapçı, 1315 doğumlu, Musa oğlu, Doğanbey Bucağı’ndan.
Ahmet Kart, 1316 doğumlu, Durmuş oğlu, Bayafşar Köyü’nden.
Ahmet Kendir, 1314 doğumlu, Hüseyin oğlu, Gencek Kasabası’ndan.
Ahmet Özbursa, 1314 doğumlu, Mustafa oğlu, Üzümlü Kasabası’ndan.
Ahmet Özcan, 1311 doğumlu, Mehmet oğlu, Yazyurdu Köyü’nden.
Ahmet Özcan, 1312 doğumlu, Ali oğlu, Çamlık Kasabası’ndan.
Ahmet Özel,1312 doğumlu,Hasan oğlu,Üstünler Köyü’nden.

Ahmet Özkan, 1315 doğumlu, Ecir oğlu, Zıvarık Köyü’nden.
Ahmet Özyaşamış, 1307 doğumlu, Abdullah oğlu, Üzümlü Bucağı’ndan.
Ahmet Saçar, 1309 doğumlu, Ali oğlu, Selki Köyü’nden.
Ahmet Selvi, 1315 doğumlu, Tahsin oğlu, İmen Köyü’nden.
Ahmet Servan, 1307 doğumlu, Mahmut oğlu, Üstünler Kasabası’ndan.
Ahmet Sever, 1316 doğumlu, Abdullah oğlu, Çavuş Köyü’nden.
Ahmet Şahin, 1314 doğumlu, Musa oğlu, Durak Köyü’nden.
Ahmet Tayfun, 1311 doğumlu, Mustafa oğlu, Üzümlü Bucağı’ndan.
Ahmet Tekel, 1306 doğumlu, Mehmet oğlu, Bayafşar Köyü’nden.
Ahmet Tekin, 1299 doğumlu, Memiş oğlu, Hüyük Bucağı’ndan.
Ahmet Tekin, 1313 doğumlu, Ali oğlu, Derebucak Kasabası’ndan.
Ahmet Tekin,1314 doğumlu, Ömer oğlu, Kiçi(Mutlu) Köyü’nden.

Ahmet Tetik, 1309 doğumlu, Yusuf oğlu, Huğlu Kasabası’ndan.
Ahmet Tevfik, 1315 doğumlu, Nuri oğlu, Fasıllar Köyü’nden.
Ahmet Tosun, 1311 doğumlu, Mustafa oğlu, Çonya Köyü’nden.
Ahmet Turgutlu, 1315 doğumlu, H.İbrahim oğlu, Yenidoğan Kasabası’ndan.
Ahmet Uçar, 1311 doğumlu, Mehmet Efendi oğlu, Burunsuz Köyü’nden.
Ahmet Uslu, 1302 doğumlu, Z. Abidin oğlu, Çamlık Kasabası’ndan.
Ahmet Uslu, 1314 doğumlu, Mustafa oğlu, Avdancık Köyü’nden.
Ahmet Uyar, 1309 doğumlu, Ali oğlu, Yazyurdu Köyü’nden.
Ahmet Yağan, 1312 doğumlu, Ali oğlu, Üzümlü Bucağı’ndan.
Ahmet Yılmaz, 1309 doğumlu, Mustafa oğlu, Derebucak Kasabası’ndan

Ahmet Yüksel, 1314 doğumlu, Hasan oğlu, Göçeri Köyü’nden.
Ahmet Zeybek, 1314 doğumlu, Mustafa oğlu, Derebucak Köyü’nden.
Alaettin Acar, 1314 doğumlu, Ahmet oğlu, Hüyük Kasabası’ndan.
Ali Acar, 1310 doğumlu, Hüseyin oğlu, Göçeri Köyü’nden.
Ali Akay, 1316 doğumlu, Süleyman oğlu, Sarı Köyü’nden.
Ali Altıntaş, 1314 doğumlu, Mehmet Ali oğlu, Başlamış Köyü’nden.
Ali Aslan, 1307 doğumlu, Mustafa oğlu, Dalayman (Çamlık) Köyü’nden.
Ali Aslancı, 1313 doğumlu, Ebubekir oğlu, Kurucuova Köyü’nden.

Ali Atar, 1314 doğumlu, İbrahim oğlu, Sadıkhacı Köyü’nden.
Ali Avcı, 1311 doğumlu, Ahmet oğlu, Gönen Köyü’nden.

Ali Aydın, 1309 doğumlu, Hasan oğlu, İçerişehir Mahallesi’nden.
Ali Bahar, 1314 doğumlu, Ahmet oğlu, Sadıkhacı Köyü’nden.
Ali Bayır, 1314 doğumlu, Mustafa oğlu, Huğlu Kasabası’ndan.
Ali Buldur, 1304 doğumlu, Mehmet oğlu, Üstünler Kasabası’ndan.
Ali Can, 1312 doğumlu, Çamlık Kasabası’ndan.
Ali Çakar, 1316 doğumlu, Osman oğlu, Aşağıesence Köyü’nden.
Ali Çakır, 1314 doğumlu, Mehmet oğlu, Gönen Kasabası’ndan.
Ali Çetin, 1316 doğumlu, Mehmet oğlu, Gölyaka Köyü’nden.
Ali Çınar, 1309 doğumlu, Musa oğlu, Gencek Bucağı’ndan.

Ali Çoban, 1314 doğumlu, Mustafa oğlu, Çetmi Köyü’nden.
Ali Çopur, 1314 doğumlu, Mustafa oğlu, Yeşildağ-Salur Mahallesi’nden.
Ali Demir, 1299 doğumlu, Osman oğlu, Hoyran Köyü’nden.
Ali Düzyol, 1301 doğumlu, İsmail oğlu, Yunuslar Köyü’nden.
Ali Eke, 1308 doğumlu, Seyit Ali oğlu, Damlapınar Köyü’nden.
Ali Elkin, 1310 doğumlu, Osman oğlu, Bayafşar Köyü’nden.
Ali Ellik, 1315 doğumlu, İbrahim oğlu, Doğanbey Bucağı’ndan.
Ali Ertan, 1316 doğumlu, Mustafa oğlu, Avdancık Köyü’nden.
Ali Ertuğrul, 1316 doğumlu, Hasan oğlu, Derebucak Köyü’nden.
Ali Güleç, 1314 doğumlu, Ahmet oğlu, Doğanbey-Yenice’den.
Ali Günaydın, 1316 doğumlu, Mustafa oğlu, Fasıllar Köyü’nden.
Ali Gürbüz, 1315 doğumlu, Hüseyin oğlu, Başgöze Köyü’nden.
Ali Gürel, 1316 doğumlu, Ali oğlu, Karabayat Köyü’nden.
Ali Hilmi Koç, 1316 doğumlu, İbrahim oğlu, Sadıkhacı Köyü’nden.
Ali İşçi, 1311 doğumlu, Mustafa oğlu, Yenidoğan Kasabası’ndan.
Ali Kalaycı, 1314 doğumlu, Ahmet oğlu, Gencek Köyü’nden.
Ali Kandaş, 1311 doğumlu, Mustafa oğlu, Göçü Köyü’nden.
Ali Karaman, 1316 doğumlu, Hüseyin oğlu, Eğirler Köyü’nden.
Ali Kayal, 1312 doğumlu, Ahmet oğlu Pınarbaşı (Kaba) Köyü’nden.
Ali Kazanır, 1309 doğumlu, Mehmet oğlu, Eğirler Köyü’nden.
Ali Kılıklı, 1302 doğumlu, Mehmet oğlu, Derebucak Kasabası’ndan.
Ali Kılınç, 1316 doğumlu, Ömer oğlu, Huğlu Köyü’nden.
Ali Kırıcıoğlu, 1314 doğumlu,  Abdullah oğlu, Pınarbaşı Köyü’nden.
Ali Kızılşam, 1313 doğumlu, Ali oğlu, Üzümlü Kasabası’ndan.
Ali Kızmaz, 1315 doğumlu, Hasan oğlu,  İmrenler Kasabası’ndan.
Ali Kocaer, 1316 doğumlu, Hasan oğlu, Doğanbey Bucağı’ndan.
Ali Kovancı, 1316 doğumlu, Mehmet oğlu, Çavuş Köyü’nden.
Ali Kürtçü, 1312 doğumlu, Ahmet oğlu, Selki Köyü’nden.
Ali Manav, 1316 doğumlu, Mehmet oğlu, Eğirler Köyü’nden.
Ali Pamuk, 1308 doğumlu, Ahmet oğlu, Kayabaşı Kasabası’ndan.
Ali Rıza Evirgen, 1311 doğumlu, Mustafa oğlu, Damlapınar Köyü’nden.
Ali Rıza Kurur, 1313 doğumlu, Hüseyin oğlu, Göçeri Köyü’nden.
Ali Sarıçam, 1313 doğumlu, Ali oğlu, Üzümlü Kasabası’ndan.
Ali Seçkin, 1311 doğumlu, Hasan oğlu, Gökçimen Köyü’nden.
Ali Sefer, 1311 doğumlu, İsmail oğlu, Hüyük Kasabası’ndan.
Ali Suna, 1300 doğumlu, Bayram oğlu, Burunsuz Köyü’nden.
Ali Sülek, 1314 doğumlu, M. Ali oğlu, Kurucuova Köyü’nden.
Ali Şanal, 1316 doğumlu, Ahmet oğlu, Sadıkhacı Köyü’nden.
Ali Taşcürcü, 1314 doğumlu, Memiş oğlu, Üzümlü Kasabası’ndan.
Ali Topbaş, 1316 doğumlu, Mehmet oğlu, Yeşildağ-Çay Köyü’nden.
Ali Tunç, 1313 doğumlu, Mustafa oğlu, Hüseyinler Köyü’nden.
Ali Ulu, 1316 doğumlu, Halil oğlu, Ada Köyü’nden.

Ali Uslu, 1310 doğumlu, Hacı Mahmut oğlu, Eylikler Köyü’nden.
Ali Ülkar, 1311 doğumlu, Mehmet oğlu, Keçi (Mutlu) Köyü’nden.
Ali Yağan, 1312 doğumlu, Üzümlü Nahiyesi’nden.
Ali Yavaş, 1314 doğumlu, Hamit oğlu, Kayabaşı Kasabası’ndan.

Ali Yavaşer, 1311 doğumlu, Süleyman oğlu, Doğanbey-Yenice Köyü’nden.
Ali Yayla, 1315 doğumlu, Halim oğlu, Huğlu Köyü’nden.
Ali Yazar, 1315 doğumlu, A.Ecir oğlu, Hordu(Kuşluca) Köyü’nden.
Ali Yeşildal, 1315 doğumlu, Mustafa oğlu, Ararım Köyü’nden.
Ali Yıldız, 1311 doğumlu, Osman oğlu, Çavuş Köyü’nden.
Ali Yılmaz, 1311 doğumlu, Mustafa oğlu, Derebucak Köyü’nden.
Ali Yöntem, 1311 doğumlu, Halil oğlu, Gökçekuyu Kasabası’ndan.
Ali Zeybek, 1316 doğumlu, Memiş oğlu, Gencek-Pınarbaşı Köyü’nden
Alirıza Evirgen, 1311 doğumlu, Mustafa oğlu, Damlapınar Köyü’nden.
Ali Rıza Korur, 1313 doğumlu, Hüseyin oğlu, Göçeri Köyü’nden.
Alişan Şahin, 1311 doğumlu, Durmuş oğlu, Çivril Köyü’nden.
Bahattin Nergiz, 1314 doğumlu, Hüseyin oğlu, Fasıllar Köyü’nden.
Bayram Ali Erdoğan, 1314 doğumlu, M. Ali oğlu, Sadıkhacı Köyü’nden.
Bayram Gümüş, 1311 doğumlu, Ömer oğlu, İlimen Kasabası’ndan.
Bekir Borucu, 1315 doğumlu, Osman oğlu, Burunsuz Köyü’nden.
Bekir Ekşi, 1311 doğumlu, Ahmet oğlu, Kurucuova Kasabası’ndan.
Bekir Sami Sülles, 1314 doğumlu, Şükrü Efendi oğlu, Hacıarmağan Mahallesi’nden.
Bektaş Sarıorman, 1315 doğumlu, Mehmet oğlu, Doğanbey Bucağı’ndan.
Bektaş Şimşek, 1311 doğumlu, Fazlı oğlu, Budak Köyü’nden.
Bilal Kalay, 1316 doğumlu, Mehmet oğlu, Üzümlü Kasabası’ndan.
Bilal Kocal, 1315 doğumlu, Mustafa oğlu, Yeşildağ-Salur Köyü’nden.
Bilal Sevgili, 1314 doğumlu, Mehmet oğlu, Huğlu Köyü’nden.
Cafer Demir, 1306 doğumlu, Bilal oğlu, Hüyük Bucağı’ndan.
Celil Yoğurtçu, 1306 doğumlu, Mustafa oğlu, Üzümlü Kasabası’ndan.
Cemalettin Demirel, 1315 doğumlu, Arif oğlu, Evsat Mahallesi’nden.
D. Ali Çakar, 1316 doğumlu, Osman oğlu, A. Esence Kasabası’ndan.
Durmuş Ali Seçkin, 1311 doğumlu, Hasan oğlu, Gökçimen Köyü’nden.
Durmuş Ali Telli, 1312 doğumlu, Himmet oğlu, Kurucuova Kasabası’ndan.
Durmuş Duran, 1314 doğumlu, Mustafa oğlu, Görünmez Köyü’nden.
Durmuş Tutan, 1314 doğumlu, Mehmet oğlu, İlimen Kasabası’ndan.
Dursun Kaya, 1312 doğumlu, Mehmet oğlu, Huğlu Kasabası’ndan.
Dursun Tosun,1308 doğumlu, Hüseyin oğlu, Huğlu Kasabası'ndan.

Emin Sarıkaya, 1314 doğumlu, Abdullah oğlu, Mahremkolu Kasabası’ndan.
Emin Akdoğan, 1313 doğumlu, Abdullah oğlu, Doğanbey-Sokakbaşı Mahallesi’nden.
Emrullah Tezcan, 1314 doğumlu, Mehmet oğlu, Gökçimen Köyü’nden.
Ethem Aydemir, 1315 doğumlu, Süleyman oğlu, Sarı Köyü’nden.
Ethem Ceylan, 1316 doğumlu, Hüseyin oğlu, Fasıllar Köyü’nden.
Eyüp Karakuş, 1315 doğumlu, Hasan oğlu, İmrenler Kasabası’ndan.
Eyüp Köse, 1315 doğumlu, Ahmet oğlu, Kaba Köyü’nden.
Eyüp Namaldı, 1314 doğumlu, Mehmet oğlu, Gölkaya Köyü’nden.
Eyüp Yorulmaz, 1311 doğumlu, Hüseyin oğlu, Göçeri Köyü’nden.
Fevzi Güzel, 1314 doğumlu, Osman oğlu, Yeşildağ-Salur Köyü’nden.
Feyzullah Danacı, 1312 doğumlu, Abdurrahman oğlu, Suludere Köyü’nden.
H. Hüseyin Demir, 1310 doğumlu, İsmail oğlu, Görünmez Köyü’nden.
H. Hüseyin Kekik, 1316 doğumlu, Ali oğlu, Selki Kasabası’ndan.
H. Hüseyin Topsakal, 1316 doğumlu, İsmail oğlu, Görünmez Köyü’nden.
H. Hüseyin Yakar, 1315 doğumlu, Ahmet oğlu, İsa Köy’den.
H.İbrahim Acar, 1314 doğumlu, Hüseyin oğlu, Beyşehir-Göçeri Köyü’nden.

H. İbrahim Girenay, 1308 doğumlu, Mehmet oğlu, Üzümlü Kasabası’ndan.

H.İbrahim İnce,1316 doğumlu,Osmanoğlu Bayat Köyü’nden.
Halil Aslan, 1314 doğumlu, Hasan oğlu, Göçü Köyü’nden.
Halil Balıkçı, 1315 doğumlu, Ahmet oğlu, Selki Köyü’nden.
Halil Berber, 1315 doğumlu, Mehmet oğlu, Sevindik Köyü’nden.
Halil Bozaba, 1315 doğumlu, Abdil oğlu, Üzümlü Kasabası’ndan.
Halil Kamalı, 1314 doğumlu, Bekir oğlu, Selki Köyü’nden.
Halil Özkan,1316 doğumlu, Ali oğlu, Budak Köyü’nden.
Halil Saat, 1316 doğumlu, M. Emin oğlu, A. Esence Köyü’nde.
Halil Serbest, 1313 doğumlu, Osman oğlu, Suludere Köyü’nden.
Halil Tahmaz, 1316 doğumlu, Ahmet oğlu, Eğirler Köyü’nden.
Halil Tecim, 1302 doğumlu, Hüsnü oğlu, Hüyük Kasabası’ndan.
Halil Yıldırım, 1310 doğumlu, Ömer oğlu, Karahisar Köyü’nden.
Hamit Bağcı, 1316 doğumlu, Halil oğlu, Kurucuova Kasabası’ndan.
Hamza Cihangir, 1310 doğumlu, Hamza oğlu, Hüyük Kasabası’ndan.
Hamza Yeşil, 1316 doğumlu, Abdullah oğlu, Karadiken Köyü’nden.
Hasan Asar, 1310 doğumlu, Ali oğlu, Bayafşar Köyü’nden.
Hasan Aşık, 1313 doğumlu, Hüseyin oğlu, Üstünler Köyü’nden.
Hasan Ateş, 1311 doğumlu,Hacı Hasan oğlu,Sadıkhacı Köyü’nden.

Hasan Aydınlı,1314 doğumlu, Abdulkadir oğlu, Aşağı Esence Köyü’nden.

Hasan Bahtiyar,1310 doğumlu, Akif oğlu, Hüyük Bucağı’ndan.

Hasan Barut,1314 doğumlu, Osman oğlu, Başlamış Köyü’nden.

Hasan Ceylan,1311 doğumlu, Baki oğlu, Çukurkent Köyü’nden.

Hasan Coşkun,1315 doğumlu, Mehmet oğlu, Selki Köyü’nden.

Hasan Çil,1314 doğumlu, İsmail oğlu,Kayabaşı Köyü’nden.

Hasan Demir, 1311 doğumlu, Abdullah oğlu, Karahisar Köyü’nden.

Hasan Dinçer, 1316 doğumlu, Mustafa oğlu, Doğanbey-Yenice

Hasan Duzsıktı, 1316 doğumlu, Mustafa oğlu, İçerişehir Mahallesi’nden.

Hasan Erkmen, 1316 doğumlu, Osman oğlu, Damlapınar Köyü’nden.

Hasan Gürbüz, 1309 doğumlu, Mehmet oğlu, Doğanbey Bucağı’ndan.

Hasan Işık,1314 doğumlu, Mustafa oğlu, Çamlık Kasabası’ndan.

Hasan Kabukçu, 1310 doğumlu, Ramazan oğlu, Üstünler Kasabası’ndan.
Hasan Kale, 1315 doğumlu, Abdurrahman oğlu, Mutlu Köyü’nden.
Hasan Kırat, 1316 doğumlu,  Mehmet Ali oğlu, Selki Köyü’nden.
Hasan Koyuncu,  1311 doğumlu, Ahmet oğlu, Doğanbey Bucağı Sokakbaşı Mahallesinden.
Hasan Kurt, 1302 doğumlu, Abdullah oğlu, Çamlıca Kasabası’ndan.
Hasan Narin, 1311 doğumlu, Ebubekir oğlu, İmrenler Kasası’ndan.
Hasan Öpöz, 1311 doğumlu, Süleyman oğlu, Doğanbey Bucağı’ndan.
Hasan Özkaral, 1312 doğumlu, Mahmut oğlu, Üstünler Kasabası’ndan.
Hasan Özkir, 1306 doğumlu, İsmail oğlu, Üzümlü Köyü’nden.
Hasan Özköprü, 1309 doğumlu, Dede Mehmet oğlu, Üzümlü Bucağı’ndan.
Hasan Peşli, 1314 doğumlu, Ahmet oğlu, Aşağı Esence Köyü’nden.
Hasan Şimşek, 1315 doğumlu, Ali oğlu, Hüyük Bucağı’ndan.
Hasan Takavcı, 1316 doğumlu, Mustafa oğlu, Hacıarmağan Mahallesi’nden.
Hasan Tanrıverdi, 1311 doğumlu, İbrahim oğlu, Üzümlü Köyü’nden.
Hasan Tiren, 1316 doğumlu, Ali oğlu, Selki Köyü’nden.
Hasan Topak,1311 doğumlu, Mustafa oğlu, Üstünler Köyü’nden.

Hasan Topbaş, 1316 doğumlu, Hasan oğlu, Yeşildağ-Çay Mahallesi’nden.
Hasan Uğur, 1315 doğumlu, Mehmet oğlu, Doğanbey Bucağı’ndan.
Hasan Yazıcı, 1314 doğumlu, Memiş oğlu, Derebucak Köyü’nden.
Hasan Yıldırım, 1316 doğumlu, M. Emin oğlu, Gencek Köyü’nden.
Hasan Yıldız, 1314 doğumlu, Hüseyin oğlu, Karadiken Köyü’nden.
Hatice Doğan, Ömer Gökçen kızı, Hüseyinler Köyü’nden.
Hayrettin Ünal, 1315 doğumlu, Mehmet oğlu, Gölyaka Köyü’nden.
Hidayet Şahin, 1312 doğumlu, Mehmet oğlu, Zıvarık Köyü’nden.
Hurşit Güntan, 1306 doğumlu, Ahmet oğlu, Doğanbey Bucağı’ndan.
Hüseyin Akay, 1314 doğumlu, Hüseyin oğlu, Bayafşar Köyü’nden.
Hüseyin Akış, 1316 doğumlu, Yusuf oğlu, Üzümlü Kasabası’ndan.
Hüseyin Arslantekin, 1313 doğumlu, Ömer oğlu, Hüyük Kasabası’ndan.
Hüseyin Bağcı, 1316 doğumlu, Ali oğlu, Tepearası Köyü’nden.
Hüseyin Belek, 1314 doğumlu, Ahmet oğlu, Yunuslar Köyü’nden.
Hüseyin Çağlar, 1309 doğumlu, Osman oğlu, Derebucak Kasabası’ndan.
Hüseyin Çalışkan, 1306 doğumlu, Eyüp oğlu, Tolca Köyü’nden.
Hüseyin Çalışkan, 1311 doğumlu, Bilal Efendi oğlu, Hüyük Kasabası’ndan.

Hüseyin Çamaşırcı,1315 doğumlu, Musa oğlu, Damlapınar Köyü’nden.
Hüseyin Çınar, 1312 doğumlu, Kamil oğlu, Derebucak Kasabası’ndan.
Hüseyin Çoban, 1304 doğumlu, Mustafa oğlu, Çetmi Köyü’nden.
Hüseyin Daraz, 1313 doğumlu, Mehmet oğlu, Mesutlar Köyü’nden.
Hüseyin Davulcu, 1314 doğumlu, Mustafa oğlu, Eylikler Köyü’nden.
Hüseyin Ekiz, 1308 doğumlu, Hasan oğlu, Damlapınar Köyü’nden.

Hüseyin Elmas,1315 doğumlu,Ahmet oğlu, Avdancık Köyü’nden.
Hüseyin Elmaskaya, 1313 doğumlu, Ali oğlu, Kurucuova Köyü’nden.
Hüseyin Ertuğrul, 1308 doğumlu, Hasan oğlu, Derebucak Kasabası’ndan.
Hüseyin Gönen, 1314 doğumlu, Ali oğlu, Gönen Köyü’nden.
Hüseyin Gönen, 1315 doğumlu, Hasan oğlu, Gönen Köyü’nden.
Hüseyin Güler, 1312 doğumlu, Hasan oğlu, Göynem Köyü’nden.
Hüseyin İnal, 1313 doğumlu, Osman oğlu, Hüseyinler Köyü’nden.
Hüseyin İpek,1314 doğumlu, Yusuf oğlu, Karahisar Köyü’nden.
Hüseyin Karadağ, 1312 doğumlu, Mehmet oğlu, Yazyurdu Köyü’nden.
Hüseyin Karahan, 1316 doğumlu, Mehmet oğlu, Yenidoğan Köyü’nden.
Hüseyin Köse, 1311 doğumlu, Mustafa oğlu, Kurucuova Köyü’nden.
Hüseyin Özdil, 1313 doğumlu, Hasan oğlu, Üzümlü Bucağı’ndan.
Hüseyin Özsoy,1315 doğumlu, Mehmet oğlu, Çamlık Köyü’nden.

Hüseyin Selvili, 1314 doğumlu, Halil oğlu, Avdancık Köyü’nden.
Hüseyin Sevgili, 1313 doğumlu, Abdullah oğlu, Yenidoğan Kasabası’ndan.
Hüseyin Sevimli, 1316 doğumlu, Mahmut oğlu, Aşağı Esence Köyü’nden.
Hüseyin Sümbül, 1314 doğumlu, Hüseyin Efendi oğlu, Zıvarık Köyü’nden.
Hüseyin Şirin, 1316 doğumlu, Ali oğlu, Hüyük Bucağı’ndan.
Hüseyin Tepeyurt, 1316 doğumlu, Süleyman oğlu, Doğanbey-Yenice Mahallesi’nden.
Hüseyin Uğur, 1315 doğumlu, Mustafa oğlu, Üzümlü Bucağı’ndan.
Hüseyin Uğurlu, 1314 doğumlu, Mustafa oğlu, Bayafşar Köyü’nden.

Hüseyin Usta, 1313 doğumlu, Abdi oğlu, Fasıllar Köyü’nden.
Hüseyin Üzer, 1315 doğumlu, M. Ali oğlu, Başlamış Köyü’nden.
Hüseyin Yıldız, 1315 doğumlu, Mehmet oğlu, Çamlık Kasabası’ndan.
Hüseyin Yurt, 1311 doğumlu, Ahmet oğlu, Bayafşar Köyü’nden.
İbiş Bükçü, 1303 doğumlu, Ahmet oğlu, Üzümlü Bucağı’ndan.
İbiş Özet, 1316 doğumlu, Ali oğlu, Kıreli Köyü’nden.
İbrahim Al, 1309 doğumlu, Ahmet oğlu, Çamlık Köyü’nden.
İbrahim Artık, 1312 doğumlu, İbrahim oğlu, Üzümlü Kasabası’ndan.
İbrahim Atalay, 1315 doğumlu, İbrahim oğlu, Köşk Köyü’nden.
İbrahim Aydemir, 1315 doğumlu, Ahmet oğlu, İçerişehir Mahallesi’nden.
İbrahim Çelik, 1312 doğumlu, Ali oğlu, Avdancık Köyü’nden.
İbrahim Çelik, 1316 doğumlu, Ömer oğlu, Sadıkhacı Köyü’nden.
İbrahim Çetin, 1311 doğumlu, Mehmet oğlu, Sadıkhacı Köyü’nden.
İbrahim Demiray, 1314 doğumlu, Hasan oğlu, Üzümlü Kasabası’ndan.
İbrahim Demirel, 1316 doğumlu, Hasan oğlu, Üzümlü Bucağı’ndan.
İbrahim Dündar, 1315 doğumlu,  İsmail oğlu, Damlapınar Köyü’nden.
İbrahim Gök, 1315 doğumlu, Osman oğlu, Karadiken Köyü’nden.
İbrahim Karadem, 1309 doğumlu, İsmail oğlu, Hüyük Bucağı’ndan.
İbrahim Karagöz, 1310 doğumlu,  Hüseyin oğlu, Bayafşar Köyü’nden.
İbrahim Karanfil, 1307 doğumlu, Hüseyin oğlu, Bekdemir Köyü’nden.
İbrahim Koç, 1316 doğumlu, İsmail oğlu,  Hüyük Kasabası’ndan.
İbrahim Koçak, 1315 doğumlu, Mehmet oğlu, Bayındır Köyü’nden.
İbrahim Metin, 1316 doğumlu, M. Ali oğlu, Sadıkhacı Köyü’nden.
İbrahim Nar, 1316 doğumlu, D. Ali oğlu, Gölyaka Kasabası’ndan.
İbrahim Öz, 1314 doğumlu,  H. İbrahim oğlu,  Tolca Köyü’nden.
İbrahim Özmen, 1311 doğumlu,  Sadıkhacı Köyü’nden.
İbrahim Öztürk, 1314 doğumlu, Ahmet oğlu, Çamlık Kasabası’ndan.
İbrahim Perde, 1315 doğumlu, Ömer oğlu, Bayafşar Köyü’nden.
İbrahim Savucu, 1297 doğumlu, Ahmet oğlu, Üstünler Köyü’nden.
İbrahim Selvi, 1316 doğumlu, Veli oğlu, Aşağı Esence Köyü’nden.
İbrahim Soyan, 1315 doğumlu, İbrahim oğlu, Damlapınar Köyü’nden.
İbrahim Şimşek, 1315 doğumlu, İbrahim oğlu, Doğanbey-Sokakbaşı Mahallesi’nden.
İbrahim Tokgöz, 1314 doğumlu,  İsmail oğlu, Gönen Köyü’nden.
İbrahim Ünay, 1314 doğumlu, Mehmet oğlu, Damlapınar Köyü’nden.
İbrahim Ünbaş, 1315 doğumlu,  Mustafa oğlu, Gökçimen Köyü’nden.
İbrahim Ünsal, 1315 doğumlu, Osman oğlu, Burunsuz Köyü’nden.
İbrahim Yağcı, 1307 doğumlu, Seyit Ahmet oğlu, Ararım Köyü’nden.

İbrahim Yağcı,1311 doğumlu, Ali oğlu, Derebucak Kasabası’ndan.
İdris Demir, 1311 doğumlu, M. Ali oğlu, Hüyük Bucağı’ndan.
İlyas Kıyak, 1302 doğumlu, Mustafa oğlu, Sadıkhacı Kasabası’ndan.
İsa Akbaş, 1316 doğumlu, Salih oğlu, Karahisar Köyü’nden.
İsmail Ak, 1309 doğumlu, Mümin oğlu, Aşağı Esence Köyü’nden.
İsmail Alkanlı, 1312 doğumlu, Mevlüt oğlu, Gökçimen Köyü’nden.
İsmail Almaz, 1314 doğumlu, Ali oğlu, Yaylasun Köyü’nden.
İsmail Ataş, 1301 doğumlu, Hasan oğlu, Başlamış Köyü’nden.
İsmail Ayvacı, 1316 doğumlu, Hasan oğlu, Karadiken Köyü’nden.
İsmail Başoğlu, 1312 doğumlu, Hasan oğlu, Kayabaşı Köyü’nden.
İsmail Baykal, 1316 doğumlu, Topal Hasan oğlu, Kıreli Kasabası’ndan.
İsmail Bolcan, 1314 doğumlu, Ali oğlu, Yunuslar Köyü’nden.
İsmail Filiz, 1315 doğumlu,  Hamza oğlu, Yenidoğan Kasabası’ndan.
İsmail Güçlü, 1309 doğumlu, Ali oğlu, Üzümlü Bucağı’ndan.
İsmail Güneş, 1313 doğumlu, Musa oğlu, Köşk Köyü’nden.
İsmail Hanlı, 1317 doğumlu, Süleyman oğlu, İçerişehir Mahallesi’nden.
İsmail İnar, 1312 doğumlu, Hasan oğlu, Çavuş Kasabası’ndan.
İsmail Kocabaş, 1315 doğumlu, Mehmet oğlu, Kurucuova Kasabası’ndan.
İsmail Koruk, 1314 doğumlu, Hasan oğlu, İlimen Köyü’nden.
İsmail Öner, 1310 doğumlu, Mehmet oğlu, Kayabaşı Kasabası’ndan.
İsmail Özyurt, 1315 doğumlu, Mustafa oğlu, Doğanbey Bucağı’ndan.
İsmail Sivridağ, 1308 doğumlu, Abdullah oğlu, Köşk Köyü’nden.
İsmail Şengezer, 1312 doğumlu, H. Yusuf oğlu, Kıreli Kasabası’ndan.
İsmail Tek, 1312 doğumlu, Osman oğlu, Gencek Köyü’nden.
İsmail Topaklı, 1312 doğumlu, Ali oğlu, İlimen Köyü’nden.
İsmail Türk, 1314 doğumlu, Osman oğlu, Karahisar Köyü’nden.
İsmail Ünsal, 1311 doğumlu, M. Ali. Oğlu, Başlamış Köyü’nden.
İsmail Yumak, 1312 doğumlu, Ali oğlu, Selki Köyü’nden.
Kadir Yurtsever, 1311 doğumlu, Mustafa oğlu, Mutlu Köyü’nden.
Kamil Başpınar, 1314 doğumlu, Yusuf oğlu, Karahisar Köyü’nden.
Kamil Güzel, 1315 doğumlu, Ali Bey oğlu, Bayındır Köyü’nden.
Kamil Özpınar, 1313 doğumlu, Kazım oğlu, Pınarbaşı Köyü’nden.
Kamil Tarım, 1308 doğumlu, Hüseyin oğlu, Göçeri Köyü’nden.
Kamil Uslu, 1302 doğumlu, Ömer oğlu, Budak Köyü’nden.
Kamil Uzar, 1313 doğumlu, Mehmet oğlu, Yenidoğan Kasabası’ndan.
Kerim Haber, 1312 doğumlu, Ahmet oğlu, Aşağı Esence Köyü’nden.
M. Ali Babaoğlu, 1314 doğumlu, Halil oğlu, Doğanbey Bucağı’ndan.
M. Ali Pekak, 1309 doğumlu, İbrahim oğlu, Yunuslar Köyü’nden.
M. Ali. Saygılı, 1315 doğumlu, Abdullah oğlu, Sadıkhacı Köyü’nden.
M. Ali. Türker, 1315 doğumlu, Hüseyin oğlu, Çavuş Köyü’nden.
M. Ali Uzunkaya, 1314 doğumlu, Mustafa oğlu, Yenidoğan Kasabası’ndan.
M. İrfan İmdat, 1315 doğumlu, İsmail oğlu, Hüyük Kasabası’ndan.
M. Nazım Günaydın, 1315 doğumlu, İsmail oğlu, Yeşildağ Kasabası’ndan.
M. Nuri Yalçın, 1316 doğumlu, Mehmet oğlu, Ada Köyü’nden.
M. Şahin Küçük, 1315 doğumlu, İ. İbrahim oğlu, Bayafşar Köyü’nden.
M. Şakir Güzel, 1313 doğumlu, Abdulbaki oğlu, Bayafşar Köyü’nden.
M. Şükrü Sözen, 1316 doğumlu, Abdurrahman oğlu, Bayındır Köyü’nden.
Mahmut Çalışkan, 1302 doğumlu, Hüseyin oğlu, Yaylasun Köyü’nden.
Mahmut Çalışkan, 1308 doğumlu, H. Hüseyin oğlu, Yazyurdu Köyü’nden.
Mahmut Geçkin, 1315 doğumlu, İsmail oğlu, Doğanbey Bucağı’ndan.
Mahmut Özkaral, 1312 doğumlu, Ali oğlu, Üstünler Kasabası’ndan.
Mahmut Tarhan, 1313 doğumlu, Yusuf oğlu, Karahisar Köyü’nden.
Mahmut Uzunköprü, 1314 doğumlu, Süleyman oğlu, İmrenler Köyü’nden.
Mahmut Yılmaz, 1311 doğumlu, Mehmet oğlu, Göçü Köyü’nden.
Mahmut Yılmaz, 1315 doğumlu, Mehmet oğlu, Sadıkhacı Köyü’nden.
Mahmut Yurt, 1313 doğumlu, İsmail oğlu, Üzümlü Bucağı’ndan.
Mehmet Açıkgöz, 1312 doğumlu, Hasan oğlu, Doğanbey Bucağı’ndan.
Mehmet Adatepe, 1315 doğumlu, Ömer oğlu, Yenidoğan Kasabası’ndan.
Mehmet Ak, 1313 doğumlu, Hüseyin oğlu, Bayafşar Köyü’nden.
Mehmet Akça, 1315 doğumlu, Ali oğlu, Üstünler Köyü’nden.
Mehmet Akdoğan, 1316 doğumlu, Ebubekir oğlu, Kurucuova Kasabası’ndan.
Mehmet Akgül, 1310 doğumlu, Süleyman oğlu, Kıreli Kasabası’ndan.
Mehmet Akgül, 1316 doğumlu, Hüseyin oğlu, Tolca Köyü’nden.
Mehmet Akkuş, 1315 doğumlu, Mehmet oğlu Kıreli Kasabası’ndan.
Mehmet Akman, 1314 doğumlu, Osman oğlu, Ada Köyü’nden.
Mehmet Aktop, 1312 doğumlu, Ahmet oğlu, Göynem Köyü’nden.
Mehmet Ali Akkuş, 1306 doğumlu, Mustafa oğlu, Derebucak Kasabası’ndan.
Mehmet Ali Kömürcü, 1316 doğumlu, Veli oğlu, Derebucak Kasabası’ndan.
Mehmet Altıparmak, 1315 doğumlu, Süleyman oğlu, Kurucuova Kasabası’ndan.
Mehmet Anamur, 1316 doğumlu, Yusuf oğlu, Gökçimen Köyü’nden.
Mehmet Arat, 1309 doğumlu, Mehmet oğlu, Doğanbey Bucağı’ndan.
Mehmet Asal, 1300 doğumlu, Osman oğlu, Doğanbey Bucağı Aşağı Mahalle’den.
Mehmet Atabey, 1315 doğumlu, İbrahim oğlu, Kurucuova Kasabası’ndan.
Mehmet Atlı, 1316 doğumlu, Mehmet oğlu, Damlapınar Köyü’nden.
Mehmet Avşar, 1301 doğumlu, Hacıhasan oğlu, Küçükafşar Köyü’nden.
Mehmet Ayaydın, 1316 doğumlu, Mehmet oğlu, Yeşildağ Kasabası’ndan.
Mehmet Ayaz, 1315 doğumlu İbrahim oğlu, Doğanbey-Yenice Köyü’nden.
Mehmet Bacak, 1306 doğumlu, Mehmet oğlu, Sadıkhacı Kasabası’ndan.
Mehmet Bardakcı, 1313 doğumlu, Mustafa oğlu, Hacıarmağan Mahallesi’nden.
Mehmet Barut, 1308 doğumlu, Ali oğlu, Huğlu Köyü’nden.
Mehmet Baş, 1304 doğumlu, Mustafa oğlu, Zıvarık Köyü’nden.
Mehmet Baş, 1313 doğumlu, İsa oğlu, Hüyük Kasabası’ndan.
Mehmet Bayrak, 1303 doğumlu, Ali oğlu, Hüseyinler Köyü’nden.
Mehmet Belevi, 1314 doğumlu, Abdülkadir oğlu, Damlapınar Köyü.
Mehmet Benibil, 1316 doğumlu, Abdil oğlu, Karahisar Köyü’nden.
Mehmet Biçim, 1315 doğumlu, Hüseyin oğlu, Kayabaşı Kasabası’ndan.
Mehmet Bilgi, 1314 doğumlu, Mehmet oğlu, Mutlu Köyü’nden.
Mehmet Boncuk, 1315 doğumlu, İbrahim oğlu, Doğanbey Bucağı’ndan.
Mehmet Bozaba, 1314 doğumlu, Ahmet oğlu, Üzümlü Kasabası’ndan.
Mehmet Bülbül, 1316 doğumlu, Mehmet oğlu, Sadıkhacı Kasabası’ndan.
Mehmet Büyükçakır, 1312 doğumlu, İsmail oğlu, Üzümlü Kasabası’ndan.
Mehmet Can, 1311 doğumlu, İsmail oğlu, Gönen Köyü’nden.
Mehmet Can, 1315 doğumlu, İsmail oğlu, Huğlu Kasabası’ndan.
Mehmet Canbaz, 1316 doğumlu, Numan oğlu, Bayındır Köyü’nden.
Mehmet Candan, 1315 doğumlu, Hüseyin oğlu, Huğlu Kasabası’ndan.
Mehmet Ceylan, 1300 doğumlu, Mustafa oğlu, Suludere Köyü’nden.
Mehmet Ceylan, 1311 doğumlu, Musa oğlu, Başlamış Köyü’nden.
Mehmet Coşkun, 1312 doğumlu, Süleyman oğlu, Yenidoğan Köyü’nden.
Mehmet Çankaya, 1306 doğumlu, Eyüp Çavuş oğlu, Derebucak Kasabası’ndan.
Mehmet Çayıröz, 1315 doğumlu, Hasan oğlu, Yenidoğan Kasabası’ndan.
Mehmet Çelik, 1312 doğumlu, Mustafa oğlu, Üstünler Kasabası’ndan.
Mehmet Çelik, 1314 doğumlu, Mustafa oğlu, Ararım Köyü’nden.
Mehmet Çelik, 1315 doğumlu, Mehmet Şaban oğlu, Selki Köyü’nden.
Mehmet Çetin, 1315 doğumlu, Hüseyin oğlu, Bayafşar Köyü’nden.
Mehmet Çevik, 1312 doğumlu, Mustafa oğlu, Üstünler Köyü’nden.
Mehmet Çınar, 1310 doğumlu, Ömer oğlu, Çukurkent Kasabası’ndan.
Mehmet Çiğdem, 1313 doğumlu, Mehmet oğlu, Çavuş Köyü’nden.
Mehmet Çobanoğlu, 1311 doğumlu, Ahmet oğlu, Çetmi Köyü’nden.
Mehmet Danışman, 1315 doğumlu, Ali oğlu, Yenidoğan Kabası’ndan.
Mehmet Doğan, 1316 doğumlu, Osman oğlu, Gencek Kasabası’ndan.
Mehmet Doğan, 1316 doğumlu, Osman oğlu,  Karahisar Köyü’nden.
Mehmet Doğaner, 1314 doğumlu, Mehmet oğlu, Damlapınar Köyü’nden.
Mehmet Duran, 1312 doğumlu, Yusuf oğlu, Üzümlü Kasabası’ndan.
Mehmet Duyar, 1316 doğumlu, Ali oğlu, Göçeri Köyü’nden.
Mehmet Emin Kıyak, 1311 doğumlu, İbrahim Efendi oğlu, Sadıkhacı Köyü’nden.
Mehmet Erat, 1309 doğumlu, Mehmet oğlu, Doğanbey Bucağı’ndan.
Mehmet Erdoğan, 1314 doğumlu, Ali oğlu, Mutlu Köyü’nden.

Mehmet Erdoğan, 1316 doğumlu, Hasan oğlu, Kayabaşı Kasabası’ndan.
Mehmet Erdoğdu, 1315 doğumlu, Mahmut oğlu, Çavuş Köyü’nden.
Mehmet Erten, 1310 doğumlu, Osman oğlu, Doğanbey Bucağı’ndan.
Mehmet Fidan, 1311 doğumlu,  Ali oğlu, Yazyurdu Köyü’nden.
Mehmet Galip Celepoğlu, 1315 doğumlu, Ali Rıza oğlu, Dalyan Mahallesi’nden.
Mehmet Gökmen, 1314 doğumlu, Mustafa oğlu, Kayalar (Göynem) Köyü’nden.
Mehmet Güçül, 1314 doğumlu, Mehmet oğlu, Doğanbey Bucağı’ndan.
Mehmet Gülden, 1314 doğumlu, Ömer oğlu, Üstünler Kasabası’ndan.

Mehmet Hayta, 1310 doğumlu, Ali oğlu, Ada Köyü’nden.

Mehmet İnan, 1299 doğumlu, Ö. Yusuf oğlu, Karahisar Köyü’nden.
Mehmet İnan, 1311 doğumlu, Hüseyin oğlu, Bayındır Köyü’nden.
Mehmet İnce Doğan, 1314 doğumlu, Ahmet oğlu, Doğanbey Bucağı’ndan.
Mehmet K. Uzer, 1311 doğumlu, Mustafa oğlu, Yenidoğan Köyü’nden.
Mehmet Kara, 1316 doğumlu, Bekir oğlu, Çiçekler Köyü’nden.
Mehmet Kara, 1316 doğumlu, Mevlüt oğlu, Gökçimen Köyü’nden.
Mehmet Karagöz, 1312 doğumlu, Osman oğlu, Gencek Kasabası’ndan.
Mehmet Karaman, 1314 doğumlu, Osman oğlu, Üzümlü Bucağı’ndan.
Mehmet Kaya, 1312 doğumlu, Hasan oğlu, Huğlu Kasabası’ndan.
Mehmet Kaya, 1316 doğumlu, Hasan oğlu, Göçeri Köyü’nden.
Mehmet Kendir, 1308 doğumlu, Hüseyin oğlu, Gencek Kasabası’ndan.
Mehmet Kır, 1307 doğumlu, Halil oğlu, Bayafşar Köyü’nden.
Mehmet Koç, 1309 doğumlu, Hüseyin oğlu, Avdancık Köyü’nden.

Mehmet Kolcu, 1311 doğumlu, Süleyman oğlu, Doğanbey-Kayalı Çiftliği’nden.

Mehmet Koruyucu, 1312 doğumlu, Hasan oğlu, İmrenler Köyü'nden.
Mehmet Koyuncu, 1315 doğumlu, Ahmet oğlu, Doğanbey Bucağı-Sokakbaşı Mahallesi’nden.
Mehmet Köse, 1316 doğumlu, Abdülmümin oğlu, Karahisar Köyü’nden.
Mehmet Kumartaş, 1309 doğumlu, Halil oğlu, Hüyük Kasabası’ndan.
Mehmet Kunduracı, 1316 doğumlu, Memiş oğlu, Pınarbaşı Köyü’nden.
Mehmet Küçük, 1314 doğumlu, Ömer oğlu, Bayafşar Köyü’nden.
Mehmet Metin, 1313 doğumlu, Ahmet oğlu, Mesutlar Köyü’nden.
Mehmet Mihtay, 1315 doğumlu, İsmail oğlu, Doğanbey Bucağı Yenice Mahallesi’nden.
Mehmet Nur, 1311 doğumlu, Hüseyin oğlu, Bayafşar Köyü’nden.
Mehmet Nuri Yalçın, 1316 doğumlu, Mehmet oğlu, Ada Köyü’nden.
Mehmet Nurlu, 1311 doğumlu, Hüseyin oğlu, Bayafşar Köyü’nden.
Mehmet Öner, 1312 doğumlu, Ahmet oğlu, Üstünler Kasabası’ndan.
Mehmet Özbek, 1302 doğumlu, Süleyman oğlu, Çukurağıl Köyü’nden.
Mehmet Özçömlekci, 1314 doğumlu, İsmail oğlu, Üzümlü Bucağı’ndan.
Mehmet Özdağcı, 1315 doğumlu, Mustafa oğlu, Üzümlü Bucağı’ndan.
Mehmet Özdemir, 1314 doğumlu, İsmail oğlu, Çavuş Köyü’nden.
Mehmet Özdil, 1316 doğumlu, Mehmet oğlu, Doğanbey Bucağı-Camiikebir Mahallesi’nden.
Mehmet Özuzun, 1316 doğumlu, Okka Mehmet oğlu, Üzümlü Kasabası’ndan.
Mehmet Parlak, 1316 doğumlu, Mehmet Hilmi oğlu, Sevindik Köyü’nden.
Mehmet Sayılırer, 1311 doğumlu, Ahmet oğlu, Gölkaya Kasabası’ndan.

Mehmet Sektek,1315 doğumlu, Ömer oğlu, Selki Köyü’nden.
Mehmet Semerci, 1316 doğumlu, Abdullah oğlu, Doğanbey Aşağı Mahallesi’nden.
Mehmet Sert, 1313 doğumlu, Mustafa oğlu, Çetmi Köyü’nden.
Mehmet Setol, 1313 doğumlu, İbrahim oğlu, İmrenler Köyü’nden.
Mehmet Seyrek, 1316 doğumlu, Ali oğlu, Derebucak Kasabası’ndan.
Mehmet Şahin, 1315 doğumlu, Şaban oğlu, Çetmi Köyü’nden.
Mehmet Şakir Güzel, 1313 doğumlu, Abdulbaki oğlu, Bayafşar Köyü’nden.
Mehmet Şamdancı, 1316 doğumlu, Mehmet oğlu, İçerişehir Mahallesi’nden.
Mehmet Şanal, 1316 doğumlu, Hüseyin oğlu, Ada Köyü’nden.
Mehmet Şaşmaz, 1307 doğumlu, Mustafa oğlu, Yunuslar Köyü’nden.
Mehmet Şirin, 1316 doğumlu, Hüseyin oğlu, Aşağı Esence Köyü’nden.
Mehmet Şirin, 1316 doğumlu, M. Ali oğlu, Aşağı Esence Köyü’nden.
Mehmet Tekin, 1313 doğumlu, Mesutlar Köyü’nden.
Mehmet Tekin, 1315 doğumlu, Mehmet Şaban oğlu, Selki Köyü’nden.
Mehmet Tekinbaş, 1311 doğumlu, Ali oğlu, Doğanbey Kasabası’ndan.
Mehmet Tekkanat, 1314 doğumlu, Ali oğlu, Görünmez Köyü’nden.
Mehmet Tekkulaç, 1314 doğumlu, İbrahim oğlu, Sadıkhacı Köyü’nden.
Mehmet Tektek, 1315 doğumlu, Ömer oğlu, Selki Köyü’nden.
Mehmet Telli, 1310 doğumlu, Mehmet oğlu, Gündoğdu Köyü’nden.
Mehmet Terzi, 1316 doğumlu, Ali oğlu, Üstünler Kasabası’ndan.
Mehmet Tevfik Erdoğan, 1315 doğumlu, Nuri Efendi oğlu, Fasıllar Köyü’nden.
Mehmet Türedi, 1316 doğumlu, Mehmet oğlu, Gencek Bucağı’ndan.
Mehmet Uslu, 1299 doğumlu, İbrahim oğlu, Derebucak Kasabası’ndan.
Mehmet Uslu, 1312 doğumlu, Hüseyin oğlu, Bayafşar Köyü’nden.
Mehmet Uyar, 1315 doğumlu, Ali oğlu, Çukurkent Köyü’nden.
Mehmet Ünal, 1316 doğumlu, Mustafa oğlu, Çiçekler Köyü’nden.
Mehmet Ünalmış, 1314 doğumlu, Hacı Seyit oğlu, Hüyük Bucağı’ndan.
Mehmet Ünalmış, 1316 doğumlu, Mustafa oğlu, Çiçekler Köyü’nden.
Mehmet Ünsal, 1315 doğumlu, Mustafa oğlu, İlimen Kasabası’ndan.
Mehmet Ünver, 1312 doğumlu, Mehmet oğlu, Sarıköy’den.
Mehmet Yanık, 1310 doğumlu, Hasan oğlu, Gencek Kasabası’ndan.
Mehmet Yıldırım, 1315 doğumlu, İbrahim oğlu, Göçü Köyü’nden.
Mehmet Yıldız, 1315 doğumlu, Süleyman oğlu, Beyşehir-Kıyakdede Köyü’nden.
Mehmet Yıldızhan, 1314 doğumlu, İbrahim oğlu, Kurucuova Köyü’nden.
Mehmet Yılmaz, 1312 doğumlu, Hüseyin oğlu, Çivril Köyü’nden.
Mehmet Yiğit, 1314 doğumlu, Halil oğlu, Köşk Köyü’nden.
Mehmet Yiğit, 1316 doğumlu, Mehmet oğlu, Sadıkhacı Köyü’nden.
Mehmet Yüksel, 1311 doğumlu, Hüseyin oğlu, Üçpınar/Candar Köyü’nden.
Mehmet, 1315 doğumlu, Adıgüzel oğlu, Doğanbey Bucağı Kayalı Çiftliği’nden.
Memiş Kaleli, 1308 doğumlu, Ahmet oğlu, Yenidoğan Kasabası’ndan.
Memiş Koç, 1309 doğumlu, Hüseyin oğlu, Avdancık Kasabası’ndan.
Memiş Kömürcü, 1310 doğumlu, Mehmet oğlu, Derebucak Kasabası’ndan.
Memiş Şeker, 1311 doğumlu, Hasan oğlu, Üstünler Kasabası’ndan.
Memiş Şengüler, 1314 doğumlu, Mehmet oğlu, Üstünler Kasabası’ndan.
Memiş Uyar, 1312 doğumlu, Abdullah Efendi oğlu, İçerişehir Mahallesi’nden.
Memiş Yüksel, 1298 doğumlu, İsmail oğlu, Hüyük Kasabası’ndan.
Memiş Zeybek, 1316 doğumlu, Osman oğlu, Çetmi Köyü’nden.
Mesut Özkan, 1308 doğumlu, Hüseyin oğlu, Fasıllar Köyü’nden.
Mevlüt Badalı, 1315 doğumlu, Sadık oğlu, Karahisar Köyü’nden.
Mevlüt Ceylan, 1312 doğumlu, Süleyman oğlu, Burunsuz Köyü’nden.
Mevlüt Doğru, 1309 doğumlu, Ali oğlu, Huğlu Köyü’nden.
Mevlüt Eğilmez, 1311 doğumlu, H. İbrahim oğlu, Göçeri Köyü’nden.
Mevlüt Gökmen, 1308 doğumlu, Ali oğlu, Üstünler Köyü’nden.
Mevlüt Gürsoy, 1312 doğumlu, Hüseyin oğlu, Gencek Bucağı’ndan.
Mevlüt Harmancı, 1316 doğumlu, Mustafa oğlu, İmrenler Köyü’nden.
Mevlüt Zar,1314 doğumlu, Ali oğlu, Kayabaşı Kasabası’ndan.
Mikdat Daldan, 1309 doğumlu, Ali oğlu, Mahremkolu Köyü’nden.
Muhittin Akgül, 1316 doğumlu, İsmail oğlu, Yeşildağ-Çay Mahallesi’nden.
Musa Aktitiz, 1314 doğumlu, Halil oğlu, Üzümlü Bucağı’ndan.
Musa Alacakaya, 1311 doğumlu, Hüseyin oğlu, Üzümlü Kasabası’ndan.
Musa Aydın, 1314 doğumlu, Ali oğlu, Karahisar Köyü’nden.
Musa Erdek, 1311 doğumlu, Mehmet oğlu, Üzümlü Kasabası’ndan.
Musa Mestankaradağ, 1303 doğumlu, Bekir oğlu, Kıreli Kasabası’ndan.
Mustafa Akbaş, 1314 doğumlu, Osman oğlu,  İmrenler Kasabası’ndan.
Mustafa Akdoğan, 1313 doğumlu, Abdullah oğlu, Doğanbey Bucağı-Sokakbaşı Mahallesi’nden.
Mustafa Akıncı, 1316 doğumlu, Ali oğlu, Derebucak Kasabası’ndan.
Mustafa Akkuş, 1312 doğumlu, Ebubekir oğlu, Kurucuova Kasabası’ndan.
Mustafa Akteke, 1316 doğumlu, Veli oğlu, Derebucak Kasabası’ndan.
Mustafa Arıkan, 1308 doğumlu, Ömer oğlu, Hüyük Kasabası’ndan.
Mustafa Aydın, 1316 doğumlu, Abdullah oğlu, Çamlık Kasabası’ndan.
Mustafa Bardakcı, 1314 doğumlu, Ali oğlu, Çetmi Köyü’nden.
Mustafa Bilgi, 1316 doğumlu,  Mahmut oğlu, Hüyük Kasabası’ndan.
Mustafa Bülbül, 1308 doğumlu, Ali oğlu, Suludere Köyü’nden.
Mustafa Canel, 1312 doğumlu, Mehmet oğlu, Emen Köyü’nden.
Mustafa Cantez, 1316 doğumlu, İsmail oğlu, Bekdemir Köyü’nden.
Mustafa Çamardı, 1309 doğumlu, Ali oğlu, Üzümlü Köyü’nden.
Mustafa Çelik, 1312 doğumlu, Halil oğlu, Fele Kasabası’ndan.
Mustafa Çoban, 1312 doğumlu, Ahmet oğlu, Kıreli Kasabası’ndan.
Mustafa Dağcı, 1304 doğumlu, Mehmet oğlu, Üzümlü Bucağı’ndan.
Mustafa Değer, 1316 doğumlu, H. İbrahim oğlu, Damlapınar Köyü’nden.
Mustafa Doğan, 1306 doğumlu, Halit oğlu, Derebucak Kasabası’ndan.
Mustafa Duymaz, 1308 doğumlu, Abdullah oğlu, Derebucak Kasabası’ndan.
Mustafa Erarslan, 1310 doğumlu, Seyit Ali oğlu, İmrenler Kasabası’ndan.
Mustafa Evmez, 1311 doğumlu, Musa oğlu, Yenidoğan Kasabası’ndan.
Mustafa Eylikler, 1315 doğumlu, Hüseyin oğlu, Eylikler Köyü’nden.
Mustafa Faşdak, 1310 doğumlu, Abdullah oğlu, Mutlu Köyü’nden.
Mustafa Gökçe, 1316 doğumlu, Abdurrahman oğlu, Mutlu Köyü’nden.
Mustafa Gözlemeci, 1309 doğumlu, Mehmet oğlu, Doğanbey Nahiyesi’nden.
Mustafa Gülcan, 1311 doğumlu, Hasan oğlu, Huğlu Kasabası’ndan.
Mustafa Gülmez, 1314 doğumlu, M. Kamil oğlu, Çavuş Köyü’nden.
Mustafa Gün, 1316 doğumlu, Ali oğlu, Bayafşar Köyü’nden.
Mustafa Hüyük, 1316 doğumlu, Halil oğlu, Eğirler Köyü’nden.
Mustafa İlkan, 1314 doğumlu, Şemsettin oğlu, Hüyük Bucağı’ndan.
Mustafa Kalay, 1315 doğumlu, Hasan oğlu, Kıreli Kasabası’ndan.
Mustafa Kalaycı, 1316 doğumlu, Hasan oğlu, Üzümlü Kasabası’ndan.
Mustafa Karabıyık, 1314 doğumlu, Ahmet oğlu, Gönyem (Kayalar) Köyü’nden.
Mustafa Karaca, 1316 doğumlu, Hasan oğlu, Fasıllar Köyü’nden.
Mustafa Kaynak, 1310 doğumlu, Yusuf oğlu, Hüyük Kasabası’ndan.
Mustafa Kocabaş, 1313 doğumlu, Mustafa oğlu, Bayafşar Köyü’nden.
Mustafa Kuş, 1314 doğumlu, Ahmet oğlu, Derebucak Köyü’nden.
Mustafa Kuz, 1313 doğumlu, Ali oğlu, Gökçekuyu Köyü’nden.
Mustafa Kütük, 1313 doğumlu, Mehmet oğlu, Selki Köyü’nden.
Mustafa Menekşe,1315 doğumlu, Hüseyin oğlu, Selki Köyü’nden.

Mustafa Mızrak, 1314 doğumlu, Hüseyin oğlu, Kayabaşı Köyü’nden.
Mustafa Namaldı, 1312 doğumlu, Mehmet oğlu, Gölkaya Köyü’nden.
Mustafa Önsöz, 1315 doğumlu, Durmuş Ali oğlu, Ararım Köyü’nden.
Mustafa Özçakal, 1315 doğumlu, Musa oğlu, Üzümlü Kasabası’ndan.
Mustafa Özdereli, 1315 doğumlu, Mehmet oğlu, Üzümlü Kasabası’ndan.
Mustafa Özgilik, 1314 doğumlu, Ali oğlu, Üzümlü Kasabası’ndan.
Mustafa Özgüven, 1316 doğumlu, Eyüp oğlu, Bayındır Köyü’nden.
Mustafa Özken, 1310 doğumlu, Ali oğlu, Karahisar Köyü’nden.
Mustafa Özmen, 1315 doğumlu, Şükrü oğlu, Adan Köyü’nden.
Mustafa Özsüslü, 1315 doğumlu, Hasan oğlu, Üzümlü Kasabası’ndan.
Mustafa Özvatan, 1316 doğumlu, Ali oğlu, İlimen Kasabası’ndan.
Mustafa Palaz, 1314 doğumlu, Hüseyin oğlu, Hüyük Bucağı’ndan.
Mustafa Sabancı, 1314 doğumlu, Mehmet oğlu, Derebucak Kasabası’ndan.
Mustafa Sarıkaya, 1312 doğumlu, Hasan oğlu, Üzümlü Kasabası’ndan.
Mustafa Soylu, 1316 doğumlu, Mehmet oğlu, Beyşehir-Evsat Mahallesi’nden.
Mustafa Şahinküçük, 1315 doğumlu, İbiş İbrahim oğlu, Bayafşar Köyü’nden.
Mustafa Tekin, 1312 doğumlu, M. Şaban oğlu, Selki Köyü’nden.

Mustafa Terazi,1299 doğumlu, Dede oğlu,Beyşehir-Hacıarmağan Mahallesi’nden.
Mustafa Topbaş, 1312 doğumlu, Ali oğlu, Göçeri Köyü’nden.
Mustafa Topbaş, 1312 doğumlu, Hüseyin oğlu, Karabayat Köyü’nden.
Mustafa Tosun, 1310 doğumlu, Mustafa oğlu, Zekeriya Köyü’nden.

Mustafa Tosun,1316 doğumlu,Ömer oğlu,Selki Köyü’nden.
Mustafa Turgut, 1314 doğumlu, İbrahim oğlu, Derebucak Kasabası’ndan.
Mustafa Türksezer, 1316 doğumlu, Mustafa oğlu, Hüyük Bucağı’ndan.
Mustafa Ulu, 1315 doğumlu, Mehmet oğlu, Damlapınar Köyü’nden.

Mustafa Uslu,1315 doğumlu, Veysel oğlu, Pınarbaşı(Kaba) Köyü’nden.
Mustafa Uysal, 1314 doğumlu, Yakup oğlu, İmrenler Kasabası’ndan.
Mustafa Uzun, 1314 doğumlu, Hüseyin oğlu, Üstünler Kasabası’ndan.
Mustafa Uzunkol, 1314 doğumlu, Numan oğlu, Damlapınar Köyü’nden.
Mustafa Ülkü, 1316 doğumlu, Ahmet oğlu, Çukurağıl Köyü’nden.
Mustafa Yağcı, 1308 doğumlu, Süleyman oğlu, İlimen Kasabası’ndan.
Mustafa Yıldırım, 1309 doğumlu, Osman oğlu, Hüyük Kasabası’ndan.
Mümin Pekmezci, 1313 doğumlu, Osman oğlu, Gökçimen Köyü’nden.
Mümin Tergal, 1309 doğumlu, Osman oğlu, Gökçimen Köyü’nden.
Münip Eren, 1312 doğumlu, Hacı Hasan oğlu, Yeşildağ (Salur) Kasabası’ndan.
Nail İmdat, 1311 doğumlu, H. Emin oğlu, Kaba Köyü’nden.
Nebi Nevruz, 1314 doğumlu, Musa oğlu, Şamlar Köyü’nden.
Necip (Nebip) Eren, 1310 doğumlu, Hacı Hasan oğlu, Yeşildağ (Salur) Kasabası’ndan.
Nuri Çelimli, 1315 doğumlu, Süleyman oğlu, Doğanbey Nahiyesi’nden.
Nuri Çimen, 1315 doğumlu, Mehmet oğlu, Göçeri Köyü’nden.
Nuri Kurnaz, 1308 doğumlu, Abdurrahman oğlu, Gölyaka Köyü’nden.
Nuri Selvi, 1313 doğumlu, Hüseyin oğlu, Mahremkolu Köyü’nden.
Nuri Yavuz, 1314 doğumlu, Hasan oğlu, Mutlu Köyü’nden.
Osman Akusta, 1314 doğumlu, Süleyman oğlu, Ararım Köyü’nden.
Osman Ali İnce, 1316 doğumlu, Hüseyin oğlu, Pınarbaşı (Kaba) Köyü’nden.
Osman Ata, 1315 doğumlu, Halil oğlu, Avdancık Köyü’nden.
Osman Bağcı, 1316 doğumlu, M. Ali oğlu, Bayafşar Köyü’nden.
Osman Basır, 1310 doğumlu, Hüseyin oğlu, Üstünler Köyü’nden.
Osman Cecel, 1311 doğumlu, İbrahim oğlu, Üzümlü Köyü’nden.
Osman Çoşkun, 1313 doğumlu, Ramazan oğlu, Suludere Köyü’nden.
Osman Çelke, 1311 doğumlu, Hüseyin oğlu, Selki Köyü’nden.
Osman Dalkılıç, 1310 doğumlu, Çamlık Kasabası’ndan.
Osman Demir, 1316 doğumlu, Ali oğlu, Göçeri Köyü’nden.
Osman Doğan, 1316 doğumlu, Hüseyin oğlu, Karahisar Köyü’nden.
Osman Erkan, 1316 doğumlu, Mehmet oğlu, Gencek Bucağı’ndan.
Osman Genç, 1316 doğumlu, M. Nuri oğlu, Kurucuova Kasabası’ndan.
Osman Gökmen, 1313 doğumlu, Ali oğlu, Üstünler Kasabası’ndan.
Osman Güneş, 1311 doğumlu, Ahmet oğlu, Üstünler Kasabası’ndan.
Osman İlhan, 1316 doğumlu, Mehmet oğlu, Doğanbey-Camiikebir Mahallesi’nden.
Osman İpek, 1315 doğumlu, Ali oğlu, Kurucuova Kasabası’ndan.
Osman İpek, 1316 doğumlu, Mustafa oğlu, Çavuş Köyü’nden.
Osman Kımıl, 1311 doğumlu, Hüseyin oğlu, Doğanbey-Yenice’den.
Osman Köseoğlu, 1312 doğumlu, Mustafa oğlu, Damlapınar Köyü’nden.
Osman Oğuz, 1315 doğumlu, Mehmet oğlu, Budak Köyü’nden.
Osman Öcal, 1315 doğumlu, Abdülkadir oğlu, Kıreli Köyü’nden.
Osman Özbaş, 1316 doğumlu, Abdülkerim oğlu, Çavuş Kasabası’ndan.
Osman Saraç, 1311 doğumlu, Süleyman oğlu, Karaali Köyü’nden.
Osman Sarıcan, 1311 doğumlu, İsmail oğlu, Yenidoğan Kasabası’ndan.
Osman Sertkaya, 1309 doğumlu, Hüseyin oğlu, Aşağıkayalar Köyü’nden.
Osman Taşbadem, 1315 doğumlu, İsmail oğlu, Kaba Köyü’nden.
Osman Tecim, 1312 doğumlu, Hacı Hüsnü oğlu, Hüyük Kasabası’ndan.
Osman Tekin, 1315 doğumlu, Hüseyin oğlu, Mutlu Köyü’nden.
Osman Tunç, 1315 doğumlu, Ali oğlu, Çukurkent Köyü’nden.
Osman Turgut, 1314 doğumlu, Mehmet oğlu, Gencek Bucağı’ndan.
Osman Tümer, 1316 doğumlu, Yakup oğlu, Doğanbey Bucağı’ndan.
Osman Ural, 1311 doğumlu, İbiş oğlu, İmrenler Köyü’nden.
Osman Yaşar, 1316 doğumlu, Emin oğlu, Bayat Köyü’nden.
Osman Yılmaz, 1315 doğumlu, Mustafa oğlu, Kayabaşı Kasabası’ndan.
Ömer Aldırmaz, 1315 doğumlu, Mehmet oğlu, Üzümlü Nahiyesi’nden.
Ömer Altındiş, 1308 doğumlu, Eyüp oğlu, Bayafşar Köyü’nden.
Ömer Atar, 1316 doğumlu, Mehmet oğlu, Kayabaşı Köyü’nden.
Ömer Avcı, 1306 doğumlu, Mehmet oğlu, Huğlu Köyü’nden.
Ömer Bağcı, 1308 doğumlu, Hasan oğlu, Kayabaşı Kasabası’ndan.
Ömer Çolpa, 1303 doğumlu, Mustafa oğlu, Bayafşar Köyü’nden.
Ömer Dam, 1315 doğumlu, Mehmet oğlu, Kayabaşı Kasabası’ndan.
Ömer Demirtaş, 1308 doğumlu, Ömer oğlu, Hüyük Kasabası’ndan.
Ömer Genç, 1314 doğumlu, Mehmet oğlu, Çamlık Kasabası’ndan.
Ömer Gökçe, 1311 doğumlu, Mustafa oğlu, Çonya (Başgöze) Köyü’nden.
Ömer Kaçar, 1314 doğumlu, Hasan oğlu, Zıvarık Köyü’nden.
Ömer Kaplan, 1315 doğumlu, Osman oğlu, Ada Köyü’nden.
Ömer Koç, 1314 doğumlu, Hasan oğlu, Bayafşar Köyü’nden.
Ömer Köse, 1313 doğumlu, Mustafa oğlu, Bayafşar Köyü’nden.
Ömer Özpınar, 1315 doğumlu, Kazım oğlu, Pınarbaşı Köyü’nden.
Ömer Parlak, 1306 doğumlu, Süleyman oğlu, Huğlu Köyü’nden.
Ömer Sayın, 1316 doğumlu, Hasan oğlu, Huğlu Köyü’nden.
Ömer Sertçelik, 1316 doğumlu, İbrahim oğlu, Eğirler Köyü’nden.
Ömer Sunar, 1315 doğumlu, Mehmet oğlu, Tolca Köyü’nden.
Ömer Tokgöz, 1314 doğumlu, Mustafa oğlu, Bayafşar Köyü’nden.
Ömer Zenbil, 1316 doğumlu, Abdülkadir oğlu, Aşağı Esence Köyü’nden.
Ramazan Bülbül, 1314 doğumlu, Ahmet oğlu, Göçeri Köyü’nden.
Ramazan Dörtyol, 1315 doğumlu, Mehmet oğlu, İmrenler Kasabası’ndan.
Ramazan Özer, 1315 doğumlu, Hasan oğlu, Başlamış Köyü’nden.

Ramazan Özşen, 1311 doğumlu, Mustafa oğlu, Üstünler Köyü’nden.
Ramazan Tüfekçi, 1313 doğumlu, Ahmet oğlu, Kayalar (Göynem) Köyü’nden.
Ramazan Ülker, 1312 doğumlu, Memiş oğlu, Tolca Köyü’nden.
Ramazan Yavaş, 1314 doğumlu, Salih oğlu, Kıreli Kasabası’ndan.
Rasim Ayaydın, 1314 doğumlu, Ali oğlu, Yeşildağ Kasabası’ndan.
Raşit Öztürk, 1314 doğumlu, Osman oğlu, Gencek Kasabası’ndan.
Recep Yalçınkaya, 1314 doğumlu, İbrahim oğlu, Karahisar Köyü’nden.
Rıza Ekşi, 1306 doğumlu, Ahmet oğlu, Kurucuova Köyü’nden.

Rıza Göçü, 1312 doğumlu, Hüseyin oğlu, Fasıllar Köyü’nden.
Rüştü Kara, 1315 doğumlu, Mehmet oğlu, Hoyran Köyü’nden.
Rüştü Karadağ, 1315 doğumlu, Hacı Şakir Efendi oğlu, Hüyük Bucağı’ndan.
S. Mehmet Cicik, 1302 doğumlu, Himmet oğlu, Üzümlü Kasabası’ndan.
Sait A. Öztürk, 1314 doğumlu, İbrahim oğlu, Karahisar Köyü’nden.
Sait Şanlı, 1315 doğumlu, Yusuf oğlu, Yeşildağ (Salur) Kasabası’ndan.
Salih Duran, 1306 doğumlu, Yusuf Ömer oğlu, Üzümlü Bucağı’ndan.
Salih Duyar, 1315 doğumlu, Ebubekir oğlu, İmrenler Köyü’nden.
Salih Tırman, 1311 doğumlu, Hüseyin oğlu, Gönen Köyü’nden.
Seyit Ahmet Öztürk, 1314 doğumlu, İbrahim oğlu, Karahisar Köyü’nden.
Seyit Ali Çiçekçi, 1315 doğumlu, Hüseyin oğlu, Karadiken Köyü’nden.
Süleyman Akgün, 1314 doğumlu, Süleyman oğlu, İmrenler Kasabası’ndan.
Süleyman Aydoğdu, 1315 doğumlu, Ali oğlu, Selki Köyü’nden.
Süleyman Ceran, 1315 doğumlu, Veli oğlu, Mutlu Köyü’nden.
Süleyman Çelen, 1312 doğumlu, Süleyman oğlu, Doğanbey Bucağı’ndan.
Süleyman Demiroğlu, 1308 doğumlu, Mustafa oğlu, Doğanbey Bucağı’ndan.
Süleyman Ellik, 1310 doğumlu, İbrahim oğlu, Doğanbey Bucağı’ndan.
Süleyman Ergun, 1314 doğumlu, Süleyman oğlu, İmrenler Köyü’nden.
Süleyman Gurul, 1313 doğumlu, Süleyman oğlu, Mesutlar Köyü’nden.
Süleyman Karaşahin, 1311 doğumlu, Musa oğlu, Fasıllar Köyü’nden.
Süleyman Kasalak, 1311 doğumlu, Hüseyin oğlu, Yenidoğan Kasabası’ndan.
Süleyman Koral, 1313 doğumlu, Hasan oğlu, Kıreli Kasabası’ndan.
Süleyman Kuyucu, 1316 doğumlu, Mehmet oğlu, Çetmi (Akçabelen) Köyü’nden.
Süleyman Öğüt, 1314 doğumlu, Mustafa oğlu, Doğanbey Bucağı’ndan.
Süleyman Özel, 1314 doğumlu, Mehmet oğlu, Suludere Köyü’nden.
Süleyman Özgen, 1314 doğumlu, Raşit oğlu, Kıreli Kasabası’ndan.
Süleyman Pipi, 1314 doğumlu, Ahmet oğlu, Akburun Köyü’nden.
Süleyman Seven, 1312 doğumlu, Süleyman oğlu, Doğanbey Bucağı’ndan.
Süleyman Soylu, 1315 doğumlu, Ali oğlu, Kıreli Kasabası’ndan.
Süleyman Temizcan, 1308 doğumlu, Halil oğlu, Yenidoğan Kasabası’ndan.
Süleyman Uyar, 1305 doğumlu, Davut oğlu, Kaba (Pınarbaşı) Köyü’nden.
Süleyman Yakar, 1312 doğumlu, Ali oğlu, Mutlu Köyü’nden.
Süleyman Yavaş, 1311 doğumlu, Mehmet oğlu, Yenidoğan Kasabası’ndan.
Süleyman Yıldız, 1313 doğumlu, Mehmet oğlu, Çamlık Köyü’nden.
Şaban Kaya, 1315 doğumlu, Ahmet oğlu, Derebucak Kasabası’ndan.
Şakir Kuyucu, 1316 doğumlu, Mehmet oğlu, Çetmi Köyü’nden.
Şakir Meral, 1316 doğumlu, Mehmet oğlu, Aşağı Esence Köyü’nden.
Şakir Sayılırer, 1315 doğumlu, Ahmet oğlu, Hoyran Köyü’nden.
Şakir Sevgili, 1316 doğumlu, M. Ali oğlu, Sadıkhacı Köyü’nden.
Şemsettin Dinvar, 1315 doğumlu, Mevlüt oğlu, Çivril Köyü’nden.
Şükrü Arslan, 1311 doğumlu, Mehmet oğlu, Kayabaşı Kasabası’ndan.
Şükrü Çalmaz, 1309 doğumlu, İsmail oğlu, Beyşehir-Hamidiye Mahallesi’nden.
Şükrü Ergün, 1311 doğumlu, Mehmet oğlu, Yeşildağ-Salur’dan.
Şükrü Gümüşgan, 1306 doğumlu, Ararım (Gökçimen) Köyü’nden.
Şükrü Kaya, 1315 doğumlu, Mehmet oğlu, Sevindik Köyü’nden.
Şükrü Sarıkaya, 1310 doğumlu, Mustafa oğlu, Pınarbaşı (Kaba) Köyü’nden.
Tahir Sarpkaya, 1312 doğumlu, Hüseyin oğlu, Gencek Kasabası’ndan.
Vehbi Balcı, 1315 doğumlu, Yusuf oğlu, Karahisar Köyü’nden.
Vehbi Koşar, 1313 doğumlu, Hüseyin oğlu, Fasıllar Köyü’nden.
Veli Demir, 1311 doğumlu, Hacı Mustafa oğlu, Mutlu Köyü’nden.
Veli Yılmaz, 1315 doğumlu, Halil oğlu, Kaba Köyü’nden.
Yakup Özçelik, 1309 doğumlu, Hüseyin oğlu, Hoyran (Gölyaka) Köyü’nden.
Yakup Yürekli, 1312 doğumlu, Mustafa oğlu, Kıreli Kasabası’ndan.
Yusuf Atçı, 1313 doğumlu, Mehmet oğlu, Üzümlü Kasabası’ndan.
Yusuf Ceviz, 1300 doğumlu, Abdullah oğlu, Huğlu Kasabası’ndan.
Yusuf Demirel, 1313 doğumlu, Hasan oğlu, Üzümlü Bucağı’ndan.
Yusuf Dilber, 1316 doğumlu, Hasan oğlu, Kurucuova Köyü’nden.
Yusuf Ergin, 1316 doğumlu, Halil oğlu, Üzümlü Kasabası’ndan.
Yusuf Karakuş, 1312 doğumlu, Mehmet oğlu, İlimen Köyü’nden.
Yusuf Özcan, 1314 doğumlu, Mehmet oğlu, Yaylasun Köyü’nden.
Yusuf Özmen, 1316 doğumlu, Hasan oğlu, Kayabaşı Kasabası’ndan.
Yusuf Özsoy, 1316 doğumlu, Abdurrahman oğlu, İmrenler Kasabası’ndan.
Yusuf Sarınay, 1314 doğumlu, Mehmet oğlu, Üzümlü Kasabası’ndan.
Yusuf Şanal (Koca Yusuf), 1315 doğumlu, Yusuf oğlu, Yeşildağ Kasabası’ndan.[2]

 

 

     Birinci Dünya Harbi/ İstiklal Savaşı Gazileri, bulunabilen listeler taranarak alfabetik hale getirilmiştir. Yalnız bu listelerde doğum yılı, baba adı, gazi adındaki yanlış yazımdan doğan aynı gazinin tekrar yazılabileceği endişesi kaynak sıkıntısı yüzünden yeterince test edilememiştir. Bu durum, yörenin derli-toplu bir gazi listesinin verilmesi, gereğini ortadan kaldırmamaktadır.
   Gazi listelerine yenilerinin eklenmesi gerekmektedir. Zira bizim savaşımız olmayan Kore’ye (1950), Anadolu için hayati öneme sahip olan Kıbrıs’a (1974) da asker gönderilmiştir. Bunların içinde “Koreli” diye anılan gazilerimiz; Kıbrıs’ta, Enosis oldu-bittisine karşı sadece Kıbrıslı Müslüman Türkleri değil; aynı zamanda Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağladıktan sonra Anadolu’yu hedefleyen düşmana karşı Anadolu’yu savunan gazilerimiz bulunmaktadır. Aslında onların üzerinde de ayrıntılı çalışmanın yapılması gerekmektedir. Burada sadece genel gazi miktarı verilebilmiştir. Millî Savunma Bakanlığı’nın Beyşehir’deki biriminden alınan bilgiye göre, Beyşehir yöresinin 58 Kore Gazisi, 57 Kıbrıs Gazisi bulunmaktadır.

    SONUÇ
    Bilindiği üzere Konya, Birinci Dünya ve İstiklal Harbi’nde en çok şehit veren vilayettir. Böyle durumlarda vatan savunmasına, elbette sadece insan verilmez. İnsanla birlikte en çok cephe gerisi desteği de sağlanır. Zengin bölgelerin işgal altında bulunduğu bir süreçte, silah, cephane, yiyecek-giyecek, basın desteği, devrin ulaşım araçlarını sağlama dâhil birçok yönden bölge, seferber olmuştur. Akşehir üstünden Batı Cephesi yaralı ve hastalarının getirilip tedavi edildiği yer Konya’dır.
En çok göç alan vilayet olarak, adeta yangın yerine çevrilen coğrafyamızın sığınağı durumundadır. Elbette bu genellemelerin her birisinde Beyşehir ve yöresinin kendi üstüne düşeni yaptığı bilinmektedir. Kuva-yı Millîye doğrultusundaki etkin ilk örgütlenmelerden birinin Beyşehir’de gerçekleştirilmesi önemlidir. Her türlü donanımını sağlayarak cepheye asker göndermesi, yörenin vatan savunmasındaki duyarlılığının sonucudur. Şehit ve gazi miktarında, Konya içindeki ilçelere göre Beyşehir’in önde olması, o duyarlılığın bir ispatı durumundadır. Bu arada Millî Mücadele başlarındaki Delibaş Vakası’nın Beyşehir uzantısı denilebilecek kısa süreli menfi gelişmelerin olması, yönetim boşluğunun geçici bir neticesi gibi değerlendirilmelidir. Genelde ise, Beyşehir ve yöresi, tarihi tavrına uygun olarak geçmişte olduğu gibi vatan ve devletinin yanında yer almıştır. Şehit ve gazi listeleri, insan unsurunun bu konudaki duyarlılığının bir açık belgesidir.

    KAYNAKÇA
    Bilal Bülent Alperen, 2001, Beyşehir ve Tarihi, Konya.
    Bilal Eyüboğlu, 1979, Dünden Bugüne Beyşehir.
    Bünyamin Ayhan, 2005. Olağanüstü Durumlarda Toplumsal Dayanışma ve Bütünleşmeye Basının Katkısı: “Millî Mücadele Dönemi Türk Basını”, S.Ü.Sosyal Bilimler Enstitüsü yayınlanmamış Doktora Tezi, Konya.
    Caner Arabacı, 1991, Millî Mücadele Dönemi Konya Öğretmenleri, Konya
    Hasan Karaca-Mehmet Koç, 2000, Beyşehirli Gazilerin Millî Mücadele Hatıraları, Editör: Ahmet Atalay, Konya.
    İbrahim Hakkı Konyalı, 1991, Abideleri ve Kitabeleriyle Beyşehir Tarihi, Neşre Hazırlayan; Ahmet Savran, Erzurum.
    2000 Genel Nüfus Sayımı Nüfusun Sosyal ve Ekonomik Nitelikleri İl 42 Konya, T.C. Başbakanlık Devlet İstatistik Enstitüsü yayını, Ankara 2002.
    Piroğlu, Server Rifat, Elim Efza Rakamlar, Halk, 17 Temmuz 1923/3 Zilhicce 1341, Salı, S.31, s.1.
    Selahattin Tansel, 1991, Mondros’tan Mudanya’ya Kadar, C.I, MEB. Yayını, İstanbul.
    Şehitlerimiz, Osmanlı-Rus Osmanlı-Yunan Trablusgarp Balkan Birinci Dünya İstiklal Harbi Kore Kıbrıs İç Güvenlik, C. 4, T.C. Millî Savunma Bakanlığı yayını, Ankara 1998.
    Veli Karaca, 2005, Belgelerle Yenişar, Kardelen Sanat Yayınları, Isparta.
   
    Kaynak Şahıslar
    Aydın KORKMAZ, Gazi Mehmet Korkmaz’ın torunu. 03. 02. 2006 tarihli görüşme.
    Fuat GÜNAYDIN, Yeşildağ, 1934 doğumlu, Çanakkale Şehidi Mehmet Ali oğlu Sadık’ın Ayşana Günaydından olma torunu. Annesi Ayşana, şehit yetimi olduğu için, kız kardeşi Dudu Tıraş vefatından önce aynı nedenle maaş almışlardır. 5 Kasım 2005 tarihli görüşme.
    Hasan KÖSE, 11 Ağustos 2006 tarihli telefon görüşmesi.
    Kamil ÖZPINAR, 1958 doğumlu, Yüksek tahsilli, Üniversitede öğretim görevlisi, 11 Ağustos 2006 tarihli görüşme.
    Mehmet BAYINDIRLIOĞLU, 1319 (1913) doğumlu, Yeşil Kasabası’ndan. 12 Ağustos 205 tarihli görüşme. (Mehmet Bayındırlıoğlu ile dul kız kardeşi Gülizar Var, halen babaları Sinan Bayındırlıoğlu’nun gazi maaşından yararlanmaktadır.)
    Nazir DEDEOĞLU, Beyşehir-Yeşildağ Kasabası’ndan. İlkokul mezunu, 14 Ağustos 2005 tarihli görüşme.
    Ömer ÖZPINAR, S.Ü. Öğretim Üyesi, 11 Ağustos 2006 tarihli telefon görüşmesi.
    Sıdıka CELAYİR, Beyşehir-Yeşildağ Kasabası’ndan. 1954 doğumlu, İlkokul mezunu, 03, 05, 2007 tarihli görüşme.
     Şakir SUDA, 1944 Beyşehir-Üzümlü doğumlu, işadamı, 29 Temmuz 2006 tarihli görüşme. O baba Şakir Suda’nın 7 evladının en küçüğüdür. Babası savaş sonrası Cumhuriyet devrinde imam olarak görev yapıyordu. İlk ve ortaokulu Üzümlü’de okumuştur.
     Tevfik Yaşar TEKELİ, Beyşehir, 1960 doğumlu, Erzurum Atatürk Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunu, 27. 05 ile 9 Eylül 2005 tarihli görüşmeler ve 27.09.2005 tarihli yazısı.

     Ek: Belge- Fotoğraflar ve Yazı
     1. Belge: 1- Hüseyin oğlu Mehmet’e Harbiye Nazırı Enver’in verdiği kahramanlık belgesi. ( Erol Özaba’dan temin edilmiştir).
     2. Fotoğraf: 1- Gazi Mehmet Erakbaş. ( Erol Özaba’dan temin edilmiştir).
     3. Fotoğraf: 2- Parmaksız (Mehmet Korkmaz), Rumi 1315 (Miladi 1899) doğumlu, Beyşehir-İsa Köy (Hese)’den, son yıllarında torunu ile birlikte. (Aydın Korkmaz’dan alınmıştır).
     4- Fotoğraf: 3- Millî Mücadele’de Beyşehir Kuva-yı Millîyecilerinden bir grup. Oturan: Süleyman Sırrı Bey, ayaktakiler soldan sağa: Emin Beştoy, Mahmut Çavuş (Conkır), Sait Çavuş, Eğirlerli Ali Çavuş, Bek Sultan, (Beyşehir Belediyesi Başkan Yrd. Hakkı Kırcan’dan temin edilmiştir).
     5. Fotoğraf: 4- Gazi Tevfik Tekeli’nin Beyşehir Mezarlığı’ndaki mezarı. Torunu Tevfik Yaşar TEKELİ ve oğlu Aykut, büyük dedelerinin mezarı başında (9 Eylül 2005).

    6. Bir Yazı: TORUNUNUN KALEMİNDEN “BEYŞEHİRLİ ABDULLAH OĞLU TEVFİK
    -Abdullah oğlu Tevfik!
    -Burda.
    Ses güçlü çıkmıştı diğer nefer namzetlerine nazaran. Şube başkanı Mülazım Rasim Efendi, bir adım öne çıkan gence baktı ve öylece kalakaldı bir kez daha. “Bu daha, çocuk aman yarabbi! Ne hale geldi Devlet-i Ali Osman!” diye geçirdi içinden.
    Orta boylu 45-50 kg. var yok, hafifçe sarışın, yakışıklı bir çocuktu. Evet, bir çocuktu daha. Askerlik şubesinin avlusuna toplanan on sekiz kişinin sadece üçü yetişkin, onların da sadece biri eski askerdi. Ölümden kurtulduğu bir cepheden şimdi bir başka cepheye belki de son nefesini vermeye gidecekti. Öteki on beş kişi, on dört ile on dokuz yaşlarındaydılar.
    -Yarın Konya’ya gideceksiniz. Oradan da birliklerinize dağıtım yapılacak, Allah yardımcınız, gazanız mübarek olsun. Vatan sizden çok şey bekliyor. Hakkınızı helal edin!
    Rasim Efendi dolu dolu olan gözlerini kaçırarak arkasını döndü, şubeye girerken yanındaki çavuşa bir şeyler söyledi.
    Şubeye teslim olduklarından bu yana tam üç ay geçmişti. 1314 doğumlu, Beyşehirli Abdullah oğlu Tevfik ve üç arkadaşı şimdi Osmaniye’de idiler. 1915 yılının Şubatı idi ama Çukurova’ya bahar gelmiş, güneş içlerini ısıtmaya başlamıştı. Erat artan sıcaklıklarla kaputları, keçeden, kıl dokumadan kıyafetleri çıkarmış, biraz daha hafif giyinmeye başlamışlardı.
    Artık kendilerini çakı gibi asker olmuş görüyorlardı. Tüfekleri söküp takabiliyorlar, bir subay seslendiğinde hatasız tekmil verebiliyorlardı. Askerin üstü başı derme çatma, silahlar, kütüklükler eski, yattıkları yerler bazen çadır, bazen harap bir dam altı olsa da mutluydular. Vatan onlardan hizmet bekliyordu ve onlar da bir an bile gözlerini kırpmadan orduya teslim olmuşlardı.
    Abdullah oğlu Tevfik, talimler arası boşlukta sık sık ailesini düşünür, onları tek tek gözlerinin önüne getirerek teselli bulmaya çalışırdı. Nedim ağabeyini hatırlayınca hüzünlenirdi en çok. Son görüşmeleri geçen yıl ağabeyi İstanbul’a gitmeden önce olmuştu. Ağabeyi İstanbul’da harp okulunda öğrenciydi. Son sınıftaydı. Nasipse bu yıl subay olacak, bütün akrabalarının, ailesinin gururu olarak, parlak çizmeleri, ışıl ışıl kılıcıyla Abdullah Ağa’nın konak gibi büyük evinin avlusunda onları selamlayacaktı.
    Tevfik, Beyşehir’den ayrılmadan önce ağabeyinin son mektupta Çanakkale’ye gidebileceklerini, hazırlık yaptıklarını, herkesin heyecanlı, sevinçli ve gururlu olduklarını yazdığını okumuştu. Acaba neredeydi şimdi yakışıklılar yakışıklısı Nedim ağabeyi? Çanakkale’ye gitmiş miydi acaba? Kendi komutanlarına sorsa bilirler miydi ki? Ya gülüverirlerse onun bu çocukça sorusuna... Onlar çocuk değildi artık. Yeni terleyen bıyıkları, sertleşen kol kasları ve omuz başlarıyla delikanlı, çakı gibi bir neferlerdi.
    Günler talimlerle geçiyordu. Hicaz Cephesi’ne gidecekleri söyleniyordu.
    Hazırlıklar bir aya kadar yola çıkacaklarını gösteriyordu. İngilizler, güneyde bazı Arap şeyhlerini ayaklandırarak Osmanlı’yı sırtından vurmak istiyordu. İslam’ın mukaddes beldeleri tehdit altındaydı. Vatan onlardan hizmet bekliyordu. Heyecanlıydılar, ümitliydiler, cesurdular.
    İlk çatışma Filistin’de, Hayfa’da oldu Abdullah oğlu Tevfik için. Bir İngiliz taburuna karşı başarılı bir püskürtme harekâtı yapmışlar, İngilizler bozguna uğrarken ilk yarasını almıştı genç Tevfik. Sol kolundan vurulmuş, çok ciddi olmayan bu yara yirmi gün hastanede kalmasına yol açmıştı.
    Cepheye gelişlerinin üzerinden bir yıl geçmişti. Güney cephesinde çok yoğun olmasa da ara ara çatışmalar oluyor. Osmanlı vatan topraklarını yokluklar içinde kahramanca savunuyordu. Genç Tevfik, artık Onbaşı olmuştu, bu süre içinde tam on bir sefer savaşın gerçek yüzünü görmüştü. Yafa’da taarruzu, Gazze’de savunmayı, vur kaç harekâtını başarmışlardı. Ama asker az, cephane az, silahlar eski, ikmal zayıftı. Her şeye rağmen Osmanlı’nın yiğit evlatları bir an bile yılgınlık göstermiyordu. 18 Mart’ta Çanakkale’de kazanılan zafer haberi bütün orduya ayrıca bir moral kaynağı olmuştu.
    Bundan sonraki bir yıl Şam’dan Basra’ya Kufe’ye Halep’e kadar çeşitli cephelerde savaşlarla geçti. Artık Tevfik Çavuş, savaşlarla pişmiş, cesaretini ve ustalığıyla arkadaşlarının, komutanlarının takdirini kazanmıştı.
    Artık silah seslerini, mermi vızıltılarını, kan kokusunu, barut kokusunu kanıksamıştı. “Bir kez ağladım”, diyecekti daha sonra Beyşehir’e dönünce, “Kufe’de Hz. Ali Efendimizin makamı civarındaydık. İzin alıp öğle namazı vakti mübarek makamı ziyaret ettim, dualar ettim. Birliğimin mevkiine yakınca silah sesleri duydum hemen arkadaşlarımın yanına koştum. Siper yaptığımız kayalığın arkasına bir yiğit uzanmış, Allah’a kavuşmak üzereydi. Gayri ihtiyari ona yaklaştım. Bu bizim Salih Çavuş’tu. Ben yaşta, hem arkadaşım hem hemşerimdi. Beni görünce son bir gayretle kıpırdadı dudakları. Göğsü kan içindeydi. Bir parça çaputu yaraya bastıran sıhhiye eri çaresiz bekliyordu. Salih Çavuş, oracıkta can verdi. İşte orada onun güzel başını göğsüme bastırıp ağladım sessizce… İlk ve son kez orada ağladım savaş boyunca.”
    Böyle anlatır, sonra yine oradaymış, yine Salih Çavuş’un başı kucağındaymış gibi uzaklara dalarak, sessizce ağlardı Abdullah oğlu Tevfik Çavuş.
    Asker olalı üç yıl geçmişti. Savaş, kan, barut, ölümler. Sabahleyin helalleştiği arkadaşının yanı başında can verişi.. İntikam için tetiğe daha bir asılış... Her bir mermiyi tam hedefine gönderiş… Vatan, din, namus aşkına bazen İngiliz’i bazen de ona yardakçılık yapan Yahudi’yi, bedeviyi çölün kumlarına ebediyen gönderiş. Açlık, çıplaklık, yokluk, cephanesizlik, susuzluk ve daha nicelerine alışmıştı Osmanlı askeri ve Tevfik Çavuş. Zaten yokluktan gelmişler, yokluklar içinde savaşıyorlardı. Hem de iyi savaşıyorlardı. İngiliz istediği gibi ilerleyemiyor, asi Arap kabileleri bütün halkı kandıramadıkları gibi kendi içlerinde de ikiliğe düşüyorlardı.
    O yüzden haber geldiğinde komutanından erine, topçusundan sakasına kadar bütün erat ağlıyordu. Cihan harbi bitmiş, Osmanlı da yenik sayılmıştı. Mütareke kısa sürede imzalanacak, ordular teslim olup, dağıtılacakmış. Daha bir sürü laf, söz almış başını gitmişti. Yılların getirdiği yorgunluk ve bıkkınlıkla bazı arkadaşları bu haberi buruk bir sevinçle karşılasa da hiç sevinememişti Tevfik Çavuş. Çocukluğu, Devlet-i Ali Osman’ın zaferlerini, şanlı tarihini dinleyerek, okuyarak geçmişti. En zayıf anlarında o muhteşem zaferleri düşünüp güç bulurdu kendinde. Şimdi kolu kanadı kırılmış gibiydi.
    Savaşın bittiği haberinden üç gün sonra bölük komutanı Sadullah Bey, bölüğü topladı. Koca bölükten 38 kişi kalmışlardı. Toplandılar. Savaşlarda pişmiş, tecrübeli bir asker olan Yüzbaşı Sadullah: “Arkadaşlar, malumunuz savaş bitti, ama bizim için bitmedi. Gerideki birliklerimiz güvenli topraklara çekilinceye kadar olabilecek saldırılara karşı koruma görevi bizde. Özellikle İngilizlere en yakın birlik olduğumuz düşünülürse bizim için savaş bitmedi. Eliniz tetikte, gözünüz düşmanda olsun. Allah hepimizi korusun!”. Hep birden “âmin” derken Tevfik Çavuş canlandığını hissetti.
    Beyrut yakınlarındaydılar. Bu üç yılda Osmanlı’nın Arap coğrafyasındaki pek çok yerini gezmiş, görmüş, okuma-yazmayı bilmesi ve girişkenliği sayesinde sık sık tebdil-i kıyafet ederek halkın içinde haber toplama çalışmalarına katılmış, Arapçayı düzgün konuşacak kadar öğrenmişti.
    Beyrut’ta tümen karargâhı, cephanelikler, levazım mühimmatı ve üç bin kadar asker vardı. Silah ve cephane, terhis olanları taşıyan trenlerle gizlice Anadolu’ya gönderiliyor, teslim şartlarını uygulamaya gelecek İngilizlere, zaman kazanmak için engeller çıkarılıyordu.
   İngilizler boş durmuyor yerli halkı kışkırtarak Türk askerine saldırmaya, ganimet elde edeceklerine inandırarak teşvik ediyordu. Yer yer çatışmalar savaş günlerinden daha şiddetli geçiyordu.
    6 Kasım 1918 Perşembe günü büyük bir İngiliz birliğinin kendilerine yaklaştığı haberini almış, mevzilerinde beklemeye başlamışlardı. İngilizler göründüğünde vakit öğleye yaklaşıyor, güneş sıcaklığıyla askerlerimizi terletiyor. Eller tetikte, gözler düşmanda.. Sadece dudaklar kıpırdıyor, birbirine biraz yakın olanlar bakışlarıyla helalleşiyor. Şehit ya da gazi olmanın heyecanı yaşanıyordu.
    İlk atışlar sağ kanattan başlamıştı. Tevfik Çavuş, düşmanın biraz yaklaşmasını beklemiş, İngilizler menzile girince de besmeleyi çekip tetiğe dokunmuştu. İlk mermi hedefini bulmuşken, ikinciyi de göndermişti. İkinci İngiliz askeri çöl kumlarıyla buluşurken üçüncü mermiyi gönderdi. Yine mahcup etmemişti emektar mavzeri onu, Ama İngilizler durmuyor, duraklamıyor, azalacaklarına çoğalıyorlardı sanki Dördüncü merminin hedefi vurduğunu gördüğü anda beyninde şimşeklerin çaktığını, bakışlarının bulandığını ve kanın o bildik tuzlu tadını hisseti. Bir kez daha vurulmuştu ve bu sefer durum ciddiydi. Kelime-i Şahadeti dahi yarım kalmıştı dilinde.
    Tam beş yıl sonra… Beyşehir.
     İlk bakışta sol gözü dikkat çeken, yaşını kestirmenin mümkün olmadığı, uzunca boylu, zayıf yüzünün kemikleri iyice belirgin, saçları hafif sarışın fakat yüzü güneşten yanıp esmerleşmiş, üzerinde eski bir askeri elbise, sırtında bezden bir torba taşıyan tuhaf görünümlü biri önce yolda durup uzun uzun Abdullah Ağa’nın büyük ve gösterişli evlerine bakmış sonra çekinerek kapıyı çalmıştı.
    Kapıyı uzun boylu, beyaz tenli, yeşil gözlü bir kadın açmış, askeri elbiseli yabancıyı görünce bir an çekilerek: “Buyur asker ağa, kimi aradın?” diye sormuştu.
    Asker, bu sesi duyunca sevinci içinde ama kendisini tanıyamamış olmanın şaşkınlığıyla gözleri dolarak:
    “Abla benim ben Tevfik!”… diyebilmişti.
    -Kim, Tevfik mi? Bizim Tevfik mi? Sen mi? Sahi mi?
    -Benim, evet. Senin küçük Tevfik’in abla. Ben geldim.
    O an zaman durmuştu iki kardeş arasında. Önce hasretle kucaklaşmışlar, ilk şaşkınlıkları geçince ablası onu elinden tutarak uçarcasına büyük odaya götürmüştü.
    Bundan sonraki bir yıl bazen baba evinde –ki pek kimse kalmamıştı burada da; ne babası ne de onun görkemli zenginliğinden iz kalmıştı- bazen de akrabaların evinde istirahat ve toparlanmayla geçmişti. Tevfik Çavuş, beyninde hala duran İngiliz mermisinin çekirdeğini hissediyor, ne uzun süre bir şeyler okuyabiliyor ne de ışığa bakabiliyordu. Bazı günler şiddetli baş ağrısıyla kıvranıyor, sol gözünün burnuna yakın kenarındaki merminin girdiği yerden kanlı bir akıntı gelince biraz rahatlıyordu. Adana’daki tabip binbaşı, çekirdeğin beyninde durduğunu, müdahale ederlerse ölüm tehlikesi gördüklerini, ömrü boyunca bu savaş nişanını taşıyacağını ona tek tek anlatmıştı. Sabrediyor, onu o gün öldürmeyen Allah’a, yeni devletlerinde yokluk içinde de olsa başlarını dik yaşatan Allah’a, komutanlarına ve şehit, gazi tüm asker arkadaşlarına teşekkür ediyordu. O bir yılın sonunda güçlenmiş, kilo almış, yavaş yavaş çalışmaya başlamıştı. Çiftçiliği zor da olsa yapmaya başlamış, evin tek erkek evladı olarak geçim yükünü omuzlamıştı. Kendisinden 15 yaş büyük olan Hakkı Ağabeyi, o sıralar veremden muzdaripti ve çalışamıyordu. Nedim ve Sabri Ağabeyleri cepheye gittikten sonra, birinin en son Çanakkale’de, diğerinin de Büyük Taarruz’da Afyon Cephesi’nde görüldüğü haberinden başka bir şey gelmemişti. İki ablası evlenmişti.

1925 yılında, Fadimdudu ablasının üvey kızı Fatma ile evlenmişti. 1927’de ilk çocuğu Nevzat doğmuş, at arabasıyla taşımacılık, çiftçilik derken günlük hayatı düzene koymuştu. Eski, varlıklı günlerinden eser yoktu ama namerde muhtaç olmadan geçinip gidiyorlardı. Daha ne isteyebilirdi ki. Çölde, cephede ettiği dualar boşa gitmemiş, son vatan parçasına, namuslarına namahrem eli değmemişti.


1935 yılının Ağustos ayıydı. Harmandan geldiği bir günün akşam üstünde, Askerlik Şubesi Başkanı Celal Nuri Bey, onu ziyarete gelmişti. Hal hatır sorduktan sonra şube başkanı: “Tevfik amca” demişti. “Şubedeki kayıtlardan senin gazi olduğunu biliyoruz. Devlet, siz gazilere az da olsa bir maaş veriyor. Senin de durumun bunu almayı hak ediyor. Yarın bir ara uğra da muameleyi, evrakları tamamlayalım. Olur mu?”
    Tevfik Çavuş, şube başkanının sözlerini dikkatle dinledikten sonra şöyle bir doğruldu. Çakmak çakmak olan gözlerini, Celal Nuri Bey’in gözlerine dikerek; “Bak a komutan, ben o savaşları bir şeyler umarak, bir menfaat gözeterek yapmadım. Allah dedim, din-i mübin dedim, vatan mukaddes dedim. Allah’ın mağfiretini, peygamberlerimizin şefaatini umarak savaştım.
    Yanındaki oğlu Nevzat’ın elini sıkı sıkı tutarak: “Allah bana gazilik nasip etti, yetmedi bu yavruları, yuvamı, namerde muhtaç olmayacak kadar rızkı da nasip etti… Daha ne isterim ben. Sen var git o maaşı hakikaten muhtaç olan varsa ona bağla, yoksa ver devletine de bir yaraya ilaç olarak kullansın. Bir daha da bu konuyu açma.”
    Abdullah oğlu Tevfik Çavuş, soyadı kanunu çıkınca babasının lakabını soyadı olarak aldı. Tevfik Tekeli. O, I. Cihan ve İstiklal Savaşları gazisi ve benim dedemdi. 1949 yılında vefat eden sevgili dedemin yaşadıklarını rahmetli babam ve bazı büyük akrabalarımızdan dinlemiştim çocukluğumdan beri. Yazmak bu güne nasip oldu. Allah başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere cümle şehit ve gazilerimize rahmet ve bizi de onlara layık evlatlar eylesin inşallah. Âmin.
                                                                 27.09.2005
                                            Tevfik Yaşar TEKELİ
            Alanya Dershanesi Türk Dili ve Edebiyatı
                                                                 Öğretmeni
                                                Alanya/ANTALYA”

   

   Hafız Hüseyin oğlu Mustafa (Can). Emen’deki lâkabı Sofu’dur. Seferberlikle birlikte Emen’den 70 kişi askere alınır. Küçük bir köyden yetmiş kişi. Bunlardan Sofu Çanakkale Cephesi’nde yaralanır. Kendisi yaralı iken iki kayın biraderi kucağında şehit düşer. Hasan oğlu Mustafa, Hasan oğlu Abdullah şehittir. Evlatlarının günümüzdeki soyadları “Yazar”dır. Sofu yaralı vaziyette sahra hastahanesine götürülüp ameliyat edilir. Çalı dibi hastahane olmuştur. Tebdili hava verirler. Köyüne gidip kendisini toparlaması gerekmektedir. Ama o, ‘şimdi iki kayınım kucağımda şehit oldu. Köye gidip de ben kıyınbabama, kayınanama, hanıma ne diyeceğim?’, der. Şerife Can, Sofu’sunun yolunu gözlerken, o köye gelmeyi kendine ar edinir. Yaraları biraz tedavi olunca köyüne değil, Şark’a gider ve bir daha da gelmez. Hanımı Şerife, yemek yaparken, ekmek eylerken, hep ağlar. İki kardeşi şehit, kocası şehit-kayıptır. ‘Yiğitlerim gitti de gelmedi’ demektedir.

 

Anlatan: Reşat Can. S. Ü. emekli memur. Emen doğumlu. 1952 doğumludur. Beyşehir Ortaokulu’nda okumuş, Doğanbey Ortaokulu’ndan mezun olmuştur. Çok daha sonra Konya Ticaret Lisesi’ni bitirmiştir (1990). Şerife Can’ı, 8 yaşlarında iken 1960’ta dinlemiştir. Şerife Nine 1965’te vefat etmiştir. Şerife Nine’nin şehit kocası Mustafa’dan iki kızı vardır. İki yetimle ortada kalınca, Alişan Can ile evlenir. Alişan Can, Reşat Can’ın babasının babasıdır. 1960’ta vefat eder. Kızların amcasıdır. İki kızı yetiştirip büyütür. Şerife Nine’nin, iki şehit kardeşinin de eşleri ve çocukları vardır. Abdullah’ın hanımı bir daha hiç evlenmez. Ama Mustafa’nın hanımı evlenir. Abdullah’ın hanımı beline tabancayı takıp işini gören, erkek gibi bir kadındır.

Sarıköylü Ethem, Afyon’a savaşa gitmiştir. Ölmeden önce evlerine misafir gelip bir akşam anlatır. Yunan Çay’dan Afyon’a doğru çekilince Afyon’a girerler. Bir camide yatarlar. Afyonlular, Yunan çekildi diye, camide def çalıp sevinçlerinden oynamışlardır. Fakat Yunan, Afyon’dan itibaren, her yeri yakarak çekilmişlerdir.

Emen’de 7200 yıllık bir höyük, Selçuklu devrinden bir minare ve bir Selçuklu devri köprüsü bulunmaktadır. Orhan Tanındır adlı doçent İstanbul Üniversitesi’nden asistanları ile gelip höyük’ü ölçüp gitmişlerdir.

Şerife Nine, 1963’te bataryalı radyoda ajans dinledikten sonra ağlamıştır. Küçük Reşat onun ağlamasını, kardeşlerinin yaramazlığına yorup sorar. Cevabı, ‘İsmet Paşa ölseydi biz ne yapacağıdık?’ olur. Haberlerde İsmet Paşa’ya tabanca sıkıldığı yolunda bir bilgi geçmiştir. Şehitlerden yüreği yanık nine, devlet adamlarına bir şey olsun istememektedir.

Ağustos 2013. Konya.



[1]Beyşehir Nüfus Müdürlüğü’ne müracaat 30.09.2005 tarihini taşımaktadır. Bu müracaata ilk olumsuz cevap 01.10.2005 tarihli Kaymakamlık yazısı ve Konya Valiliğinin 24.10.2005 tarihli yazısı ile verilmiştir. Bunun üzerine tekrar 25.10.2005 tarihinde Valilik, İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü ve TBMM Başkanlığı’na müracaat edilmiştir. Fakat bu müracaatlar da sonuçsuz kalmış, Valiliğin 22.12.2005 tarihli olumsuz cevabı ile Bakan adına Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürünün 04.10.2006 tarihli yazısı alınmıştır. Resmi makamlar nedense, 1587 sayılı Nüfus kanununun 14. maddesi ile Nüfus ve Vatandaşlık Hizmetlerine ait Kuruluş Görev Çalışma Yönergesi’nin 287. maddesini görüyor ve bunlardan “görülmez, incelenemez” hükmünü çıkarıyorlar. Bilgi Edinme ile ilgili yasa ile Nüfus ve Vatandaşlık Hizmetlerine ait Kuruluş Görev ve Çalışma Yönerge’sinin 286. maddesi, “Bilimsel bir araştırmaya konu olması halinde araştırmacıların kurumlarından ya da üniversitelerinden resmi olarak ve yazılı talep edilmesi şartı ile bilgi verilebilir.” hükmünü görmek istemiyorlar. Ancak, “taleplerin yerine getirilmemesini Mülki İdare Amirinin takdirindedir” dendiği için nedense takdir. Maalesef hep menfi yönde işlemiş bulunmaktadır.

[2]Gazi listelerinin kayda geçirilmesinde yardımcı olan Münevver Özaba’ya teşekkür ederim.

Makaleler
Beyşehir Şehit ve Gazileri
Eğitim Tarihi ve Sosyal Tarihçilik Açısından Eşsiz Bir Hazine
Abdürreşid İbrahim...
Bir Hicran Yarası: Mehmet Akif’in Mısır Hayatı...
Böğrüdelik...
Eşref Edib Fergan ve Sebilürreşad üzerine...
Geleceğimizin şekillendirilmesinde jeokültürel yapının rolü...
İttihat ve Terakki Basını
Mehmet Akif’te İslam birliği düşüncesi...
Milli Mücadelede Mehmet Akif...




SOSYAL VE BEŞERİ
BİLİMLER FAKÜLTESİ

 

Anket

Türkiye’nin eğitim sistemi birlik ve bütünlüğü koruma konusunda yeterli midir?

Anket Sonuçları Yükleniyor. Lütfen Bekleyin...
Bu sitenin tüm hakları saklıdır, sitede yer alan dökümanlar kaynak gösterilmeden kullanılamaz...     bilgi@canerarabaci.com